‘Yerel yönetimler veya devlet eliyle cemevi yapılmasına karşıyım’-VİDEO

0
51

Yerel yönetimler veya devlet eliyle yapılan cemevlerine karşı olduğunu belirten Hüseyin Abdal Ocağı’ndan Hüseyin Gazi Metin Dede, “Bizim hedefimiz rıza şehri” dedi. Metin, yerel yönetimlerin de, devleti yönetenlerin de Türk İslam sentezini Alevilere dayattığını vurguladı. 

Alevilik, bin yılların birikimiyle beslenerek günümüze kadar taşınmış bir inanç. Alevi inancının ibadethanesi dağ, taş, ağaç, akarsu, çeşme, hane (ev) kısacası tüm coğrafya olsa da  günümüz dünyasında insanların bir araya geleceği, sorunlarını konuşacağı, sosyal ve kültürel aktarımların yapılacağı alanlar oluşturulmaya başlandı.

Köylerde köylünün bir araya geleceği evde cem erkanları yürütülürken, şehirlere yerleşen Alevi toplumu inançlarının gereğini yerine getirmek için cemevleri inşa etmeye başladı.

1990’lı yıllarda Alevi yurttaşlar kendi imkanlarıyla aldıkları arsalarda daha sonra cemevleri yaptı. Günümüzde ise daha çok belediyeler veya merkezi hükümetlerin desteğiyle cemevleri inşa ediliyor.

Belediyelerin cemevleri yapılırken verdikleri maddi desteğin sonuçları da ağır olabiliyor. 25 Eylül 2021 tarihinde Isparta Cemevinin açılışında, belediye başkanının “Bu cemevini ben yaptım” diyerek provokasyon yapması belediyeler ve Alevi kurumları ilişkisinin yeniden gözden geçirilmesi gerektiği tartışmalarını beraberinde getirdi.

Peki cemevleri; asimilasyonun kıskancında olan, inanç merkezlerine ‘cümbüş evi’, ‘sosyal tesis’, ‘kültür evi’ denilen Alevi toplumunun; inançsal ve toplumsal ihtiyaçlarını karşılıyor mu?Hükümet ve belediyelerle doğru bir ilişki kuruluyor mu? Alevi kurumları ve inanç önderleri cemevlerini inancın gereklerini yerine getirecek noktaya taşıyor mu?

Tüm bu soruları ve daha fazlasını Alevi kurum başkanlarına, inanç önderlerine ve yazarlara sorduk.

Hüseyin Abdal Ocağı’ndan Hüseyin Gazi Metin Dede, sorularımızı yanıtladı.

PİRHA: Cemevlerinin yapılması fikri hangi ihtiyaçlar temelinde doğdu? Cemevlerinin tarihsel arka planını aktarabilir misiniz?

HÜSEYİN GAZİ METİN: Tarihinden beri gericiliğin bağnazlığın olduğu bir memlekette cemevleri olmazsa olmazlardan biridir. Evvelce yasak etmişler sağa sürmüşler mağaraya sürmüşler ama büyük pirlerimiz, ocaklarımız sağ olsunlar nerede yaşadılarsa cemlerini yürütmüşler. Ağacın dibinde yürütmüşler. Eskiden yerler biraz ısındığı zaman harmanlar, köyün büyük evlerinde cem yapıyorlardı.

Bir de bizim ocak dediğimiz ziyaretlerimizde cemlerimizi yapıyorduk. Planlı projeli cemevleri sonradan çıktı.

Açılan ve varolan cemevlerinin yapım aşamasında mimari yapısına dair bir süreç yürütüldüğünü düşünüyor musunuz? Alevi mimarisi uygulanabilir miydi? Cemevlerinin mimari yapısı nasıl olmalıdır?

Avrupa’da ve Türkiye’de bir sürü cemevi yapıldı. Ama proje uygun mu uygun değil mi o da ayrı bir şey. Önemli olan cemlerin unutulmaması, yapılması. Hiçbir zaman tarihinde daha uygun bir şekilde bir cemevinin yapıldığı da yok.

“YEREL YÖNETİMLER DE, DEVLETİ YÖNETENLER DE TÜRK İSLAM SENTEZİNİ DAYATIYOR”

-Alevilerin lokmalarıyla mütevazı cemevleri yapılamaz mı?

Yapılır. Çünkü biz zaten kendi rıza lokmamızla cemlerimizi de, cemevlerimizi de yapıyoruz. Cemevi olmasa da cemimizi yapıyoruz, yolumuzu yürütüyoruz; sazımızla sözümüzle, deyişlerimizle. Bizim rıza lokması ile yaptığımız cemlerimiz de çok. Ancak onların izine giden bazı cemevlerimiz de var. Bunlar aldanıyorlar.

Ben Gazi Metin dede olarak yerel yönetimler veya devlet eliyle yapılan cemevlerine karşıyım. Biz ağacın dibinde cem yaptık, mağarada da cem yaptık ama hiçbir zaman düzenin gösterdiği hiçbir yerde cem yapmadık.

Azrail oğlan dağıtıyor. Oğlumu elimden almasın ben onlardan başka hiçbir şey beklemiyorum. Yerel yönetimin de, devleti yönetenlerin de bütün amaçları Türk İslam sentezi ile asimile olmayan Aleviliği önce Şiileştirmek ondan sonra değiştirip, değiştirip kendi inançlarına tabi tutmak. Onlar asırlardan beri asimile edemedikleri bir toplumu asimile etmeye çalışıyorlar.

“İNANCIMIN ADRESİ CAMİ DEĞİL, CEMEVİDİR”

-Son dönem yapılan cemevlerine kendilerince katkı koydukları üzerinden yerel yönetimler Alevilere, ‘Parayı ben verdim düdüğü de ben çalarım’ mantığı ile müdahalede bulunuyor. Isparta Cemevinde görüldüğü üzere Alevilik Aleviler eliyle belediyeler üzerinden yola getirilmek isteniyor. Sizce Alevi kurumları, cemevlerinin yerel yönetimler ile ilişkilenme boyutu ne durumdadır ve nasıl olmalıdır? Alevi kurumları, belediyelerle hangi sorunları yaşıyor?

Isparta’da Gani (Kaplan) başkana karşı yapılan yanlışlıklar var ve en önemli olan yanlışlığı da oranın yönetimi yaptı. Devletten, devleti yönetenlerden, belediyeden medet beklediğin zaman olacağı bu. Gani başkan gibi Pir Sultan’ın genel başkanına ‘bunu susturun’ deme hakkına sahip değiller. Ama bizi yakan bizim ateş. Oradaki yönetimin onları davet edip oraya getirtmesi. Bir konuşmaya dahi dayanamıyorlar. Biz nasıl dayandık asırlardan beri yandık, vurulduk, sürüldük, işkenceye tabi tutulduk. Bizim canımız yok mu? Halen bir adamın konuşmasına tahammül etmiyorlar. ‘Benim gibi düşüneceksin, benim gibi inanacaksın, inancın adresi de camidir’ deniliyor. Hayır efendim, camiye giden gitsin. Benim inancımın adresi cami değil, cemevidir.

Çünkü benim ilkelerim ayrı bir ilke. Soruyorlar ‘sizin neyiniz var. beş şarttın birisi sizde yok’. Ben cevap verdim: 5 şartın dışında ne varsa bizim. Çünkü Alevi toplumu şarta bağlanacak bir toplum değil. Değişen bir toplum. Kadimden beri Anadolu’da yaşayan bir toplum.

Hiçbir zaman için iktidardan, şuradan, buradan yardım beklemez. İktidar yardım eder ve kendisine benzetmeye çalışır. Dik duran adamları sorguya çeker. Bence hapishanede olanların çoğu dik duran insanlar. Eğilen insanları çekmezler, eyvallah diyenleri çekmezler. Eyvallah demeyenleri, Pir Sultan’ca düşünenleri çekerler.

“BİZ CEMİ ‘KÂMİL İNSAN’ YETİŞTİRİP, BU DÜNYAYI CENNETE ÇEVİRMEK İÇİN YAPARIZ”

-Hızır Orucu, Aşure gibi Aleviler için önemli sayılan günler belediyeler ve resmi devlet kurumları eli ile tören haline getiriliyor. Yemek şirketlerine ihale edilen, mislice gider olarak fatura edilen, cemevlerinin resmi ‘dedeleri tarafından duası verilen, belediye başkanları ve protokolle eril bir zihniyetle resmî tören şeklinde açılışının yapılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Cemevlerinde aşurelerde siyasilerin bayrağı olması  doğru değil. Cemevinin değişik işleyişi var. Bizim hedefimiz rıza şehri. Biz cemi cennet için yapmayız. Huri Numan içinde, ahiret için de yapmayız. Biz cemi ‘Kâmil İnsan’ yetiştirip, bu dünyayı cennete çevirmek için yaparız.

Topluma barışı öğretiriz, eşitliği öğretiriz, kardeşliği öğretiriz, ayrımcılığın olmadığını öğretiriz. Alevilik tarihten beri 73 millete bir nazarla bakan bir toplum.

Hükümet erkanlarıyla aşure yapmak, Hızır oruçlarında bulunmak önemli bir şey değil. Gelmeleri yasak mı? Değil. Gelirler. Eğer helal lokma yemek istiyorlarsa yerler, sessizce giderler, müdahale etmezler. Ama bugünlerde hükümet daha çok zorluyorlar ve bizzat Alevilerden korkuyorlar. Aleviler böyle göründüğü gibi değil, güçlü. Devamlı karanlık düşünenler aydın insanlardan, düşünceden korkanlar.

Tarihten beri bütün din adamları, aydın insanlarla uğraşmışlardır. Çünkü onlar toplumu uyarıyorlar.

Aşure bir helal lokma işidir. Aşure kaynadığı zaman, ‘ben şunu yardım ettim, bunu yardım ettim’ deyip belediye ile beraber yapmak doğru değil.

-Demokratik olmayan hiçbir alanda kadınların yönetmeye talip olma hali çok fazla gelişemiyor. Bunun cemevlerine, derneklere yansıması nasıl oluyor? Kadınların Alevi hareketi, kurumları ve cemevlerindeki yerini nasıl görüyorsunuz? Bu konuda neler söylersiniz?

Tarihten beri kendi cemevlerimizde kadın erenlerimiz var, mürşitlerimiz var, dervişlerimiz var, Kadıncık Anamız var. Hacı Bektaş’a, Abdal Musa’ya öncülük eden görev yapan analarımız var, posta oturan analarımız var. Bizim günümüzde ben yaşadım benim babaannem Fatma Ana, Kadıncık Ana’nın adıdır. Onunda cem yaptığını, posta oturduğunu, mürşitlik yaptığını gördüm, yaşadım. Aynı soydan Yalıncak Ocağı’ndan İnsaf Ana’nın da cem yaptığını gördüm. Bu bir gururdur. Birileri kadın eli sıkmazken bizde kadını posta oturtmuşlar, cemini de yaptırmışlar.

Bizim cemimizde kadın erkek olmaz ki herkes bir candır. Ayrı gayrı olmaz, harem selamlık hiç olmaz. Kadına dişi gözüyle bakan bizden değildir. O nasıl giyinirse giyinsin, o bizi ilgilendirmez. Oraya gelen bir candır.

Kadınlara dair benim şiirim de var.

“8 Mart kadınlar günü kadınlarsız gün olur mu? / Cahil olan bilmez bunu, kadınlarsız gün olur mu? / Kadın ana, kadın bacı, kadın her derdin ilacı, / Onsuz yaşam olur acı, kadınlarsız gün olur mu? / Onsuz baca nasıl tüter, yanmaz ateş, ocak basar, / İnsan doğmaz nesil biter, kadınlarsız gün olur mu? / Yobazlardan öğüt alma, kendin oku, öğren, cahil kalma / Kadınlarsız gün olur mu? / Gazi Metin yârimizdir, / Aşk ateşi narımızdır, / Hal ve dua nurumuzdur / Kadınlarsız gün olur mu?”

Topluma hizmet veren, örgüt kuran, Baba İlyas olaylarında yerini alan, örgütleyen, savaşlara giren Kadıncık Anamız var. Bunu mutlaka her cemevi ve kadınlar anmalarda bunların ismini okunması lazım. Kadınlar yönetimde olsa da, az. Daha çok olmaları lazım.

Cebrail ARSLAN-Diren KESER/PİRHA

                                                                                             <br>

Bir Cevap Yazın