Ana Sayfa Haberler ‘Alevilerin devlete olan hizmetlerinin iki torba çimentoyla eş tutulması zulümdür’-VİDEO

‘Alevilerin devlete olan hizmetlerinin iki torba çimentoyla eş tutulması zulümdür’-VİDEO

0
‘Alevilerin devlete olan hizmetlerinin iki torba çimentoyla eş tutulması zulümdür’-VİDEO

Cemevlerinin günümüzdeki durumuna ilişkin sorularımızı yanıtlayan PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, belediyeler tarafından yapılan cemevlerinde büyük sıkıntı yaşadığına dikkat çekerek, “Alevi toplumunun devlete olan her türlü hizmetinin karşılığının iki torba çimento, bir ton demirle eş tutulması; Aleviler açısından sıkıntılı ve zulümdür. Bunun da bir an önce aşılması gerekiyor” dedi.

Alevi inancı bin yılların birikimiyle günümüze kadar dilden dile, gönülden gönüle, bin bir ırmaktan beslenerek günümüze kadar taşınmış bir inanç. Alevi inancının ibadethanesi dağ, taş, ağaç, akarsu, çeşme, hane (ev) kısacası tüm coğrafya olsa da  günümüz dünyasında insanların bir araya geleceği, sorunlarını konuşacağı, sosyal ve kültürel aktarımların yapılacağı alanlar oluşturulmaya başlandı.

Köylerde köylünün bir araya geleceği evde cem erkanları yürütülürken, şehirlere yerleşen Alevi toplumu inançlarının gereğini yerine getirmek için cemevleri inşa etmeye başladı.

1990’lı yıllarda Alevi yurttaşların kendi imkanlarıyla aldıkları arsalarda daha sonra cemevleri yapıldı. Günümüzde ise daha çok belediyeler veya merkezi hükümetlerin desteğiyle cemevleri inşa ediliyor.

Belediyelerin cemevleri yapılırken verdikleri maddi desteğin sonuçları da ağır olabiliyor. 25 Eylül 2021 tarihinde Isparta Cemevinin açılışında, belediye başkanının “Bu cemevini ben yaptım” diyerek provokasyon yapması belediyeler ve Alevi kurumları ilişkisinin yeniden gözden geçirilmesi gerektiği tartışmalarını beraberinde getirdi.

Peki cemevleri; günümüzde asimilasyonun kıskancında olan, Alevi kimliği inkar edilen, inanç merkezlerine ‘cümbüş evi’, ‘sosyal tesis’, ‘kültür evi’ denilen Alevi toplumunun inançsal, sosyal ve toplumsal ihtiyaçlarını karşılıyor mu?Hükümet ve belediyelerle doğru bir ilişki kuruluyor mu? Alevi kurumları ve inanç önderleri cemevlerini inancın gereklerini yerine getirecek noktaya taşıyor mu?

Tüm bu soruları ve daha fazlasını Alevi kurum başkanlarına, inanç önderlerine ve yazarlara sorduk.

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan, cemevlerinin günümüzdeki durumuna ilişkin sorularımızı yanıtladı.

PİRHA: Cemevlerinin yapılma fikri nasıl doğdu? Cemevlerinin tarihsel arka planını aktarabilir misiniz?

GANİ KAPLAN: Bilindiği üzere Aleviler şehirleştikten sonra yani şehir yaşamına geçtikten sonra biz daha önce PSAKD olarak şehir koşullarında Alevilik diye bir tartışma yürütmüştük. 1998’li yıllarda 90‘lı yılların sonuna doğru cemevlerinin ihtiyaç olduğu o dönemde örgüt tarafından dile getirildi. Tabi buna muhalif olan arkadaşlarımız da vardı o dönemde. Fakat cemevleri, yasal statüde olmaması nedeniyle kültür merkezleri adıyla faaliyetlerini göstermeye başladı o zamanlarda.

Cemevlerinin yasal statüde olmaması, imar planına işlememesi, yer ayrılmaması, sıkıntılar çekmesi ve merkezi hükümetin de bu sorunları yerel yönetimlere devretmesi sonucu cemevlerinin yapımı büyük ölçüde Alevi vatandaşlar tarafından karşılanıyor. Ancak bunun bir bölümü de, arsa tahsisi ve yapımı büyükşehir belediyeleri, ilçe belediyeleri, il belediyeleri tarafından yürütülmekte. Fakat bu son zamanlarda sıkıntı yaratmaya başladı. Özellikle inançsal anlamda yasal statüye kavuşmaması açısından büyük bir sorun olmaya başladı. Cemevleri şu andaki konum itibari ile her ne kadar yasal statüye kavuşmamış olsa da halkın vicdanında cemevi olduğu gerçeği her kesim tarafından bilinmekte. Merkezi hükümet tarafından da, yerel yönetimler tarafından da bilinmekte. Alevi halkı ve diğer inanç topluluklarına bakıldığında cemevlerinin Alevilerin ibadet yeri olduğu gerçeği ortadadır.

Aleviler zaten ibadetlerini cemevi olmadan da büyük ölçüde gerçekleştiriyordu. Büyükşehirlerde otel salonlarında, büyük düğün salonlarında; cemevleri yapılmadan önce köylerimizde büyük evlerde gerçekleştiriliyordu.

Alevi inancında, dininde cemevi olgusu geçmişlerinde yoktu. Şehir koşullarında bu adlandırıldı. Şu anda inançsal anlamda hiçbir sıkıntı yok. Cemlerimizi yapıyoruz, cenazelerimizi kaldırıyoruz. İhtiyaç halinde hayır yemekleri veriliyor. Onun dışında bazı cemevlerinde misafirhane olarak kullanılıyor bazı cemevlerimizde büyük salonlarımız mevcut. Burada çeşitli etkinlikler vs. yapılıyor.

“CEMEVLERİ SORUNUNUN AŞILMASI YASAL STATÜYE KAVUŞMASIYLA MÜMKÜN”

-Cemevleri içinde inanca, inancın üzerindeki asimilasyoncu politikalara karşı faaliyetler yeterince yürütülüyor mu? Artan cemevi sayısıyla inancın yaşanması aynı orantıda mı?

Cemevleri Alevi yurttaşların lokmalarıyla yapılıyor. Ancak yine de yerel yönetim de büyük katkı sağlıyor cemevlerimize. Belediye tarafından yapılan cemevlerinde büyük sıkıntı yaşadığımız bir gerçektir. Fakat daha önce PSAKD’ye ait birçok cemevimiz vatandaşların katkılarıyla yapılmış durumda. Yine diğer bir yandan, bizim birçok cemevimizin tapusu halen yoktur. Cemevlerimiz hazineye ait arsalara inşa edilmiş durumda. Tabi ki bu sorunun biran önce de çözülmesi gerekiyor.

Belediyeler cemevlerimizi yapıyorlar tabi bunlara teşekkür ediyoruz. Tabi ki sorun merkezi bir sorundur. Merkezi hükümet cemevlerinin yapımından, cemevlerine arsa tahsisinden cemevlerinin ibadethane sayılması sorununu yerel yönetimlere havale etmiş durumda. Bu aşamada da ‘cemevi arsası verdi, cemevi inşaatı yaptı’ diye hiçbir belediye başkanına da soruşturma gelmiş değil. Bizim bildiğimiz bir soruşturma yok.

Zamanın Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir’e bir fezleke hazırlanmıştı. Oradaki cemevi ile belediye arasında yapılan protokol laikliğe aykırı bulundu. Her türlü anlaşmazlık halinde ‘dar kurulur, cemde dede huzurunda sorun çözülür’ ibaresi vardı. O da laikliğe aykırı bulunduğundan dolayı bir soruşturma geldi. Onun dışında herhangi bir soruşturma yok belediyeler hakkında.

Buradaki sıkıntı siyasi parti gözetmeksizin belediye başkanlarının yaptıkları cemevlerini kendi malları gibi saymaya başlamalarıyla oldu.

Bunun en büyük örneği Isparta’da gün yüzüne çıktı. Diyanetle ilgili konuşma yaparken belediye başkanı kürsüye yürüyerek “Buranın betonunu ben döktüm. Camını penceresini ben yaptım. Burası bizim, benimdir, belediyenindir” gibi ifadeler kullandı. Buna baktığınızda belediye başkanının oradaki ifadesi tüm belediye başkanlarının ifadesinin dışa vurumu olarak yorumluyoruz.Niye böyle bir yoruma gerek duydunuz derseniz, belediye başkanları cemevimize verdikleri desteği istiyorlar ki kendilerinin olsun oradaki Alevi toplumu kendisine biat etsin noktasında bir görüşleri olduğunu düşünüyoruz.

Diğer yandan da Ankara’da, İstanbul’da ve birçok büyükşehir, il ve ilçelerde cemevlerinin anahtarları belediyelerin elinde. Personeli belediyede, birçok hizmeti de belediye tarafından yürütülüyor. Baktığınızda bu belediyeler açısından da sıkıntılı bir durum aynı zamanda. Alevi toplumuna da yapılan bir haksızlık.

CEMEVLERİNİ YAPIYORLAR, İŞLETMESİNİ UKDESİNDE TUTUYORLAR

Belediyeler nasıl ki başka bir inanca ait ibadet yerlerini işletmiyorsa; yani çok basit bir anlamıyla bir belediye cami işletmiyorsa, sinagog, kilise işletmiyorsa, cemevi de işletmemeli. Cemevi işletmelerinin sıkıntılı olduğunu her zaman dile getirdik. O açıdan büyük sıkıntı yaşıyoruz İstanbul’da, İzmir’de, Antalya’da. Antalya büyük bir ölçüde çözüldü. Diğer bir şekilde belediyelerde sorun yaşıyoruz. Cemevlerini yapıyorlar, işletmesini ukdesinde tutuyorlar.

Bu konuda Maltepe’de hala bir kriz var ve çözülmemiş durumda. Bu da bizim için sıkıntılı. Biz parti farkı gözetmeksizin diyoruz, tüm belediyelerin bir an önce cemevlerini Alevi toplumuna teslim etmeleri gerekmektedir.

Alevi toplumunun şehirleşme anlamında 50 yıllık bir geçmişi var. Dolaysıyla ekonomik olarak çok zayıf noktadalar. Geçmişte kendi lokmalarıyla yaptıkları binaları bu dönemde artık yapamıyorlar. Bunun mümkün olmadığı gözüküyor. Girdi fiyatları çok artmış. İnşaat maliyetinin artması nedeniyle bu cemevlerinin mutlaka dışardan bir desteğe ihtiyacı var. Bu desteğin de en yakın olarak yerel yönetimler tarafından yapılması gözüküyor ve yerel yönetimler de yaptıkları bu desteği maalesef her noktada Alevi toplumunun başına kakıyorlar.

Alevi toplumunun devlete olan her türlü hizmetinin karşılığı iki torba çimento, bir ton demirle belediyeler tarafından eş tutulması; Aleviler açısından sıkıntılıdır ve zulümdür. Bunun da bir an önce aşılması gerekiyor.

Biz cemevlerinin sorunun aşılması ve cemevlerinin yasal statüye kavuşmasından geçtiğini biliyoruz. Fakat yasal statüye de kavuşturacak henüz bir iktidar bu ülkeye gelmedi bundan sonra da geleceğini düşünmüyoruz.

“SİYASİLER KENDİ ALEVİ’SİNİ YARATMA ÇABASINDAN VAZGEÇMELİ”

-Yasal statüye kavuşmamış cemevleri gerçekliği var. Değişik adlar altında açılan bu cemevlerinin büyük çoğunluğu yerel yönetimler veya merkezi hükümetler tarafından yapılıyor. Bunun yönetimsel ve inançsal yansıması bakımından nasıl okuyorsunuz?

Bunun en büyük örneği Isparta’da görüldü. Bizim Diyanet’e yönelik eleştirilerimizde belediye başkanının yerinden kalkarak “Buraları ben yaptırdım. Buralar bizim” ifadesinin kullanılması bunun en somut örneklerinden birisidir.

Son zamanlarda da siyasal iktidar cemevlerine yönelmiş durumda. Danışmanlar göndererek cemevlerine yönelik operasyonlar çekmeye çalışıyor. Diğer siyasi partili belediyeler de şu anda gözünü Alevi toplumuna dikmiş durumda. Bunun nedeni de blok oy olarak şu anda sadece Aleviler kalmış durumda.

Zaten blok oy kullanan 2 kesim kalmıştı. Bunların birisi zaten siyasi parti tercihlerini yapmış durumda. Şu anda Aleviler açısından baktığın zaman geçmişten bugüne kadar sol, sosyalist, sosyal demokrat düşünceyi destekleyen %80, %85’e yakın bir kesim var Alevi toplumunda. Tabi ki siyasi partiler, devlet, belediyeler herkes kendi Alevi’sini yaratma çabasında. Beş ton demir, çimentoyla, yaptıkları binalar sayesinde Alevileri teslim alacakları düşüncesine kapılmış olabilirler.

“BU DURUM ISPARTA’DAN SONRA DÜZELMEK ZORUNDA”

Bu açıdan baktığımızda da yine bizim için sıkıntılı bir durum. Aleviler tarih boyunca hiç kimseye minnet etmemiştir. Aleviler hakkı olanı şimdiye kadar devletten, yerel yönetimlerden istiyorlar. Hiçbir belediye başkanı cebinden yardım yaparak, “Sizi çok seviyorum, işte cebimden 10 bin, 5 bin TL para vereyim” dediği de görülmemiştir şimdiye kadar. Böyle bir yardımı kayıtlarımızda, örgütümüzde rastlamadık. Devletin parasını bizim cemevlerimize harcıyorlar. İşin garibi kendilerini oranın sahibi sanıyorlar. Ama bu durum Isparta’dan sonra düzelecek, düzelmek zorundadır.

“ISPARTA, CEMEVLERİ AÇISINDAN BİR MİLAT”

Isparta, hem Alevi örgütlenmesi hem Türkiye, hem Avrupa örgütlenmesi açısından bir milat, hem de cemevleri açısından belediyelerle ilişkisi açısından bir milat olduğunu düşünüyorum. Bu konuda en yakın zamanda Alevi örgütleri gereken adımı atacaktır. Siyasilerin de kendi Alevi’sini yaratma çabasından bir an önce vazgeçmeleri lazım. Çünkü Türkiye’deki hiçbir partiyi ayırmaksızın söylüyorum; her parti kendine yakın Alevi örgütü yaratma çabası içerisinde.

Bugün iktidara yakın olanlara baktığın zaman demokratik Alevi örgütlenmesinden daha fazla iktidarın kurmuş olduğu vakıf ve derneklerin olduğunu görüyoruz. Yanlarına bir tane vatandaş alıyorlar ve kandırdıkları vatandaşlara dernek vakıf kurduruyorlar. Bunlar vasıtası ile Alevleri domino etmeye çalıştıklarını sanıyorlar. Belediyeler de bunu cemevleri üzerinden yürütmeye çalışıyor. Önümüzdeki süre içerisinde bunun aşılacağını düşünüyorum.

“VALİLER VE BELEDİYE BAŞKANLARI SUÇ İŞLİYORLAR”

– Isparta Cemevinde görüldüğü üzere Alevilik Aleviler eliyle belediyeler üzerinden yola getirilmek isteniyor. Son dönemde yapılan cemevlerine kendilerince katkı koydukları üzerinden yerel yönetimler Alevilere, ‘Parayı ben verdim düdüğü de ben çalarım’ mantığı ile müdahalede bulunuyor. Bunu neye bağlıyorsunuz? Sizce Alevi kurumları, cemevlerinin yerel yönetimler ile ilişkilenme boyutu ne durumdadır ve nasıl olmalıdır? 

Isparta bir milattır. Isparta cemevinde yaşanan yereldeki arkadaşların cemevine yapılan hizmetten dolayı belediye başkanına minnet duymaları sıkıntılıdır. Aynı zamanda da belediyelerle olan Alevi örgütlerinin ilişkisi aslında kurumsal bir ilişkidir. Bireysel hiçbir ilişkisi yoktur. Fakat son zamanlarda özellikle uzun bir süredir Alevilerin oy verdikleri partilerin iktidara gelmemesi, iktidarda olmayışı ve kamu yönetiminde özellikle eşit yurttaşlık temelinde ele alındığında Alevi yurttaşların az sayıda kamuda işe alınması ve bu noktada Alevilerin yönünü belediyelere çevirmesi, belediyelerin Alevilerin iş konusundaki temel taleplerini karşılayamaması sorunu Alevi örgütleriyle belediye arasında büyük bir sıkıntı yaratmaya başladı. Son zamanlarda sorunun en büyük kaynağı budur.

Diğer bir kaynağı da yaptıkları cemevlerini kendi bünyelerinde tutmaları. Örneğin belediyenin elindeki cemevlerine gittiğimizde “orada bir cem yapacağız dediğimizde” elli yere dilekçe veriyorsunuz. O, ona gönderiyor, o ona gönderiyor. Hacı Bektaş Veli Dergâhı şu anda müze statüsündedir. Bir cem yapacağınız zaman bir sürü yazışmalar yapıyoruz. Yok Anıtlar Müdürlüğü’ne, yok Müze Müdürlüğü’ne, Kültür Bakanlığı’na bir sürü dilekçe veriyoruz.

Aynı şey belediyelerin yönetimindeki cemevlerinde de yaşanıyor. Yaşanan bu sorun çözülmez ise ileride belediyelerle Aleviler arasında derinleşen bir sorun haline gelecek diye düşünüyorum. Umut ediyorum Isparta’dan sonra belediye başkanları oradaki haberleri izlemişlerdir ve oradan bir ders çıkarırlar diye umuyorum.

Bu sorun derinleşmeden mutlaka çözülmesi gerekiyor. Ancak yasal olmayan bir ibadethane yasal olabilirse binanın ruhsatını verebilirsin. Ruhsatını nasıl verirsin? Kültür merkezi adına ruhsat verebilirsin. Ama belediye önünde cemevi yazıyorsa oraya destek veren hem valiler hem belediye başkanları suç işliyorlar. Yasal olmayan bir ibadethaneye destek vermekten dolayı da suç işliyorlar. Bundan dolayı da suç işlemelerini önlemek için merkezi iktidar mutlaka buraların cemevlerinin yasal statülerini çözmeleri gerekir diye düşünüyorum.

“YAKINDA BİR GENELGE YAYINLAYACAĞIZ”

-Cemevleri Alevilerin inançsal ve toplumsal ihtiyaçlarını karşılıyor mu? Karşılamıyorsa neler yapılmalı, nasıl yol izlenmeli?

Tabii ki bu bizim 10-15 gün önce yaptığımız danışma kurulunda bir gündem maddesiydi. Alevi örgütlenmesini cemevlerinin yeri konulu başlığını biz örgütümüzle tartıştık. Biz dernek yönetmek üzere yani dernekçilik yapmak, Alevilerin haklarını sormak üzere kurulmuş dernekleriz. Cemevleri sorunu önümüze gelince hem bu Alevi örgütlerini bocalattı hem de örgütsel anlamda krizler çıkmaya başladı.

Tabi bazen Alevi örgütlerinin yayınladığı genelgeler cemevlerinin iç işleyişinde olmayabiliyor. Tabi ki bu büyük bir sorun. Bu sadece PSAKD sorunu değildir. Cemevi dernek ilişkileri cemevlerinin içerisinde dernek yönetimlerinin olması bir sorun teşkil ediyor. Bu bir gerçek. Bu sorunu tek başımıza çözme şansımız yok.

Bununla ilgili bir öneride bulunduk. Tüm Türkiye’de bulunan Alevi örgütlenmelerini, dedelerimizi, analarımızı bu örgütlerde şimdiye kadar görev yapan genel başkanlarını, yönetim kurulu üyeleri, şube yöneticileri oturup iç genelgenin hazırlanması gerekiyor.

Şube yönetimleri cemevini yönetirken hangi esaslar, hangi ilkeler çerçevesinde yönetiyor? Cemevleri yönetilmesi  noktasında ve halkla yönetim arasında bir sıkıntı çekiyoruz. Bizim örgütümüzde daha önce biz bir genelge yayınladık. Uyulması gereken kurallarla ilgili. Bu en çokta cenaze işlerinde karşımıza çıkıyor.

En son Batıkent Ergazi’de olan cemevinde bir sıkıntı çektik. Cenazede adam kendi cenaze hizmetlerini yürüten birisini getirmiş. “Biz burada işte kuran okuyacağız. Biz burada şunu yapacağız. Kendi cenazemizi kendimiz kaldıracağız” gibi bir ifade de bulunmuşlar. Bunun doğru olmadığını bizim arkadaşlar ifade etmiş.

Yakında genelge güncelleyeceğiz, tekrar göndereceğiz. Çünkü herhangi bir camiye, kiliseye gittiğinde “Ben kendi hocamı getirdim, burada cenazemi kaldıracağız” diyemiyorlar. Hiçbiri cemevinde de böyle bir hakları olmadığını, kurallara mutlaka uyulması gerektiğini ve cemevlerinde bizim yol ve erkan yürütürken, cenaze erkanı yürütürken mutlaka kendi ritüellerimize uygun, kendi inancımıza uygun yürütmemiz gerektiğini düşünüyoruz. Yoksa asimilasyon aracı olarak biz kendi kendimizi kullanmış oluruz. Örgüt olarak biz buna izin vermeyiz. Yakında bir genelge tekrar güncelleyip göndereceğiz.

Cemevleri yapılırken mimari tarzına yönelik bir tartışma yürütülüyor mu? Yapılan cemevlerinin mimarisini nasıl görüyorsunuz? Nasıl olması gerektiğini düşünüyorsunuz?

Yapılan cemevlerinin şu andaki Türkiye genelinde tek tip uygulanan bir mimari yapısı yok. Bazısı çok katlı apartman şeklinde en üstleri cemevi, bazılarının mevcut binanın yanına üstünde bir şey olmaması için yanına yapılmış, bazıları orta katlarda, bir mimari yapısı yok şu anda.

En büyük sıkıntı bizim devasa binalara ihtiyacımız yok. Yörenin ihtiyacı var ise sadece perşembe günleri yapılan bir ibadet için devasa binalar yapmaya gerek yoktur. Ancak bizim cemevlerimiz eski belde statüsünde olmalı orada öğrenciler yetişmeli, yani dini eğitimden, matematikten fen bilimlerinden edebiyata kadar tüm eğitimin verildiği bir alana çevirmek gerekir ki o zaman cemevi, cemevi statüsünü kazansın.

Burada bizim önümüze koyacağımız, Ortaca’da Muğla Büyükşehir Belediyesi tarafından bizim kendi arsamız üzerine yapılan cemevidir. Tek katlı ve u şeklinde binanın mimarisini çok beğeniyorum. Küçük yerlere bu mimariyi özellikle öneriyoruz. Çünkü tamamen ihtiyacı karşılıyor. O binanın üzerinde bir kat daha olabilir üst katta derslikler yönetim veya misafirhane olarak yapılabilir iki katlı olarak da yapılabilir.

Artık çok katlı binalara gerek yoktur. Yani biz hiçbir dini ibadethane ile yarışmıyoruz. Bununla ilgili de yerel mimarilere uygun mimarinin geliştirmesi gerekiyor. Ancak bizimkiler müteahhit anlayışıyla devasa binalar yapıyor apartman şeklinde buna gerek yoktur. Açıkçası şimdiye kadar geçmişte bir mimari olmadığı için örnek alabileceğimiz bir mimari yok.

Sadece geçmişte Alevi köylerinde, büyük evlerde kullanılan kırlangıç çatılar vardır. Şu anda birçok cemevinin tavanında o kırlangıç çatıyı örnek alarak ibadet yapılan kısmını ona benzetmeye, onu örnek almaya çalışıyoruz. Onun dışında binanın ana görünümünde her cemevinin farklı farklı bir mimarisi var ama bu da sıkıntı mı? Aslında bir sıkıntı yaratmıyor da büyük binalara gerek yok. Yine örgütümüz cemevleri ve kültür merkezleriyle ilgili sistem değişikliğine gitmenin elzem olduğu kararına vardı. Birçok yerde Alevi örgütlerine ait cemevleri var. Buralara örgütümüzün başka bir cemevi yapmasına gerek olmadığını düşündük.

Alt katı, giriş katı çok salonlar. Bu salonda düğünden nişana, konserine kadar bölünebilir. Gerekirse toplantını yapabilirsin, gerekirse bin kişilik bir düğün, konser de, toplantı da yapabileceğin bölünebilir salonlar olabilir.

Yine arkası çocuklara yönelik kreşler, üstü yönetim odaları, derslik ve misafirhanelerden oluşan iki katlı bir proje çizdirip cemevine ihtiyaç olmayan yerlerde bunları uygulamaya çalışacağız. Ama örnek alabileceğimiz bir cemevi projesi de Türkiye’de yok.

Melis CİDDİOĞLU-CEBRAİL ARSLAN/PİRHA

                                                                                             <br>

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: