Talipleri Bektaş Piroğlu’nu anlattı: Eşiğimizden ayağını ayırmadı, devletin ayağına düşürmedi-VİDEO

0
36

Talipleri; eşiğinden ayağını ayırmayan, talibinin yüzünü güneşe, aya, iyiye doğruya, güzele çeviren Pir Bektaş Piroğlu’nu anlattı. 45 yıl beraber yol sürdükleri pirlerinin emeği ile Çepni köylerinde Aleviliğin hala canlı kalmasında büyük etkisi olduğuna vurgu yapan talipleri, “Bektaş Dede bu köylere ağırlığını koymasa, cemleri diretmese belki halkın yarısı camiye yönelecekti. Bu bir gerçektir” diye konuştular.

Pir Bektaş Piroğlu, 2018 yılında Manisa’nın Turgutlu İlçesine bağlı Çepnidere Köyü’nde aşure paylaşıldığı saatlerde konuşma yaparken kalp krizi geçirerek Hakk’a yürümüştü. Talipleri, Pir Bektaş Piroğlu’nu PİRHA’ya anlattı.

Kendi tabiri ile, ‘Ben talibimi bu devletin ayağına düşürmedim’ diyen Pir Bektaş Piroğlu, kentlerde görünen ve cemevinde oturan, herkesin gidip ona niyaz olduğu klasik algının dışında Antep’ten Manisa’ya, Kemalpaşa’dan Bergama’ya binlerce kilometre yolları kat ederek talibine gidiyordu.

12 Eylül askeri darbesi ile Çepni Alevi köylerinde cem ibadeti yapmanın neredeyse imkansız hale geldiği bir ortamda Pir Bektaş Piroğlu’nun kilometrelerce yoldan gelerek gizlice cemler tuttuğunu dile getiren Manisa Turgutlu’ya bağlı Çepnidere köyünden Şerife Karayel ve Hamza Karayel, geçen 3 yıla rağmen pirlerinin yerini dolduramadıklarını ifade ettiler.

“45 YIL BOYUNCA ONUNLA YOL SÜRDÜM, YERİNİ DOLDURAMADIK”

45 yıl boyunca Pir Bektaş Piroğlu ile yol sürdüğünü ifade eden Şerif Karayel, Hakk’a yürümesinin 3. yılında kendisinin boşluğunu hala dolduramadıklarını kaydederek, “Bektaş Piroğlu Dede Hakk’a yürüdükten sonra onun yerini dolduramadık, cem yapamadık. 45 yıldır onunla yolu sürüyordum. 3 senedir de cem yürütemiyoruz, yoldan geri kaldık. Hala bir boşluğu var. Köye geldiğinde ilk bu evde mihman olurdu. Çepnilerde biraz kırgınlık olsaydı gidip onları barıştırırdı. Her sene köye gelerek cem tuttururdu bize. Buranın havasını, yeşilliğini çok severdi. Bana sürekli, “Kızım ben Çepnilerin içerisinde devri daim olacağım” derdi. Bektaş dede esprili bir dedeydi. Talipleri ile cem zamanında çok disiplinliydi. Muhabbetlerde ise talipleri ile iç içe olurdu, başından geçenleri anlatırdı” diye konuştu.

“VASİYETİ, SAZ VE SEMAHLA HAKK’A UĞURLANMAKTI”

Şerife Karayel, pirleri Bektaş Piroğlu’nun Hakk’a yürümeden önce kendilerine saz ve semah ile toprağa sırlanmasını vasiyet ettiğinin altını çizerek, “Alevilik ile ilgili bilgisi kuvvetliydi. Hakk’a yürüyüp devir daim olduğunda bile Aleviliği anlatıyordu. Hakk’a yürümeden önce vasiyeti vardı. Arif Sağ’ın eşi Hakk’a yürüdüğünde yürütülen erkanı görmüş. ‘Beni semah dönerek, sazla, muhabbetle Hakk’a uğurlayın’ diyordu. Benim elim ayağımız kalkmaz ki semah döneyim. Ama yine de vasiyetini yerine getirdik. Bektaş Dede’yi sazla, semahla Hakk’a uğurladık. Bu köyden sonra Kuşadası’nda Alevilerin bir toplantısı vardı oraya gidecekti. Gözlerimizin yaşını silerek, acımızı içimize atarak onun vasiyeti yerine gelsin diye Kuşadası’ndaki o toplantıya onun adına gittik” ifadelerini kullandı.

“ÇEPNİLER ARASINDAKİ EN UFAK ANLAŞMAZLIKTA HEMEN GELİRDİ”

Pir Bektaş Piroğlu’nun 24 yaşından itibaren Çepnidere köyünde bulunan talipleri ile cem tuttuğunu hatırlatan Şerife Karayel, Çepni Aleviler arasındaki en ufak anlaşmazlıkta kendisinin hemen köye gelip sorunlarını çözdüğünü söyledi. Karayel şöyle konuştu:

“Bektaş Dede’den önce bu köye onun babası Ali Dede gelirmiş. 62 yaşındayım ve ben kendimi bildim bileli Bektaş Piroğlu Dede’yi gördüm. Babası Ali Dede bu köye atla geliyormuş. Antep’e kendisini ziyarete gittik. Uzun yoldu ve çok yorulduk. O yaşında bile her sene otobüs ile köye geliyordu. Burada Çepniler arasında bir dargınlık olsa hemen telefon ediyorduk ve 3 gün sonra burada oluyordu. Torunu olan Ali Dede’yi de kendisi ile birlikte getiriyordu. Kendisinden sonra onun dedelik yapmasını istiyordu. Bektaş Dede babası ile köye gelirken bilmediği şeyleri Çepni kadınların kendisine öğrettiğini söylüyordu. 24 yaşında bu köyde cem tutmaya başlamış. Ceme gitmeyen dahi onu gördüğünde ceme gelirdi. Onu çok arıyoruz. Halen de kabullenmiyoruz. Fotoğraftı evin en güzel köşesinde onunla sohbet ediyorum.”

“KENDİSİ, ‘BENİ ÇEPNİ BACILAR EĞİTTİ’ DİYORDU”

Hamza Karayel ise Pir Bektaş Piroğlu’ndan önce babası olan Pir Ali Piroğlu’nun Antep’ten Manisa’ya at sırtında geldiğini belirtti. Çepni kadınların Pir Bektaş Piroğlu’nun hizmet ettiği ilk yıllarda cem hizmetine dair birçok eksiğini tamamlamasında yardımcı olduğunun altını çizerek, “Bektaş Piroğlu Dede’nin babaları ile tanışıyoruz. Bizler kapıkulu ocağıyız. Önceleri vasıta yoktu. Turgutlu’ya kadar babaları at ile geliyormuş. Çepnilerin yolu kalmasın diye sadece Turgutlu’ya değil, Balıkesir, Bergama ve birçok yere gidiyordu. Babasından sonra Bektaş Dede köyümüze gelmeye başladı. Buradaki kadınlar cemlerde çok dirayetliydi, eksiksiz yönetiyorlardı. Bektaş Dede’nin kendisi çok disiplinliydi. Eksikleri olduğu zaman Çepni kadınlar kendisine doğru olanı gösteriyorlarmış. Kendisi, ‘Beni bu yolda Çepni bacılar eğitti, eksiklerimi tamamladı’ diyordu. Her sene gelerek kendisini de eğitmiş oldu” şeklinde konuştu.

“BEKTAŞ DEDE OLMASAYDI ALEVİ KÖYLERİ ASİMİLE OLMUŞTU”

12 Eylül askeri darbesinde cem ibadeti yapmanın neredeyse imkansız hale geldiğini, böyle bir ortamda Pir Bektaş Piroğlu’nun gizlice cemler yaptığına vurgu yapan Hamza Karayel de, “Buraya Bektaş Dede’nin dışında 4-5 dede daha geliyordu. Bektaş Dede kadar ilgilenmiyorlardı. İlla cem tutalım demiyorlardı. Bir süreden sonra bir daha da gelmiyorlardı. Bektaş Dede bu köye ağırlığını koydu. Düşkünler sırf düşkünlükleri kalksın diye her türlü cezaya razı geliyorlardı. Bu 12 Eylül’e kadar devam etti. Askeri baskılara boyun eğmiyorduk. Köyümüze illa cami yapılmasını diretiyorlardı. O zamanlar biz samanlıkta, damlarda cem yapıyorduk. Bektaş Dede 12 Eylül’de çok işkence görmüştü. Devlet üzerinde çok duruyordu. Gördükleri her yerde yakalamaya, arkasından silah sıkmaya başladılar. Taliplerine cem yaptırması onlar için sorundu. Bektaş Dede burada cem yapalım diye diretmese belki halkın yarısı camiye yönelecekti. Bu bir gerçektir. Yakın Alevi köyleri asimile olmuş. Çocuklarını kuran kursuna gönderiyorlarmış” ifadelerini kullandı.

“BEKTAŞ DEDE GECE CEM YAPINCA ASKER BASKIN YAPIYORDU”

Gece gizlice cem yaptıkları esnada askerlerin köyünü bastığını ve Pir Bektaş Piroğlu’nu kaçırdıklarını anlatan Hamza Karayel, şöyle devam etti:

“Bektaş Dede ilk zamanlar sık sık gelemiyordu. Sonradan daha sık gelmeye başladı. ‘Yoldan ayrılmayın, yola aykırı olan şeylerden  uzak durun’ diyerek tembih ediyordu. Köydeki düşkünleri soruyordu. Cem kurulmadan önce onları eve çağırarak doğruyu söylemeleri için yemin ettiriyordu. Dede geldiğinde küskün olanları barıştırıyordu. Ben cemlerde kapıkuluydum. 12 Eylül döneminde cem tutmaya çekiniyorduk. Gizi yapılıyordu. Tepelere nöbetçi dikiliyordu. Elektrikler söndürülüyordu. Çok sıkı bir dönemdi. Seni alıp gittiklerinde sonun belirsizdi. Bektaş Dede o dönem ceme gelmişti. Akşam saat 10.00 gibi baskın yaptılar. Sirenler çalıyordu, hemen lambayı söndürdü. Dedenin dışarıya kaçmasını sağladık. Sorduklarında ise tarım toplantısı yapıyoruz dedik.”

Ersin ÖZGÜL-Rohat EMEKÇİ/MANİSA

                                                                                             <br>

Bir Cevap Yazın