‘Ancak demokratikleşen Türkiye’de Alevilerin sorunları çözülür’-VİDEO

0
100
                    <strong>Aleviler bu konuda yüzyıllardır uğradıkları haksızlık günümüz koşullarında da devam ettiğine dikkat çeken Araştırmacı-Yazar Piri Er “Zorunlu din derslerinin kaldırılmasının Türkiye’nin şu anki koşullarında çok mümkün olmadığını düşünüyorum. Bunu kaldırmazlar çünkü oradan besleniyorlar” dedi.</strong>

Haberin videosu;

Zorunlu din derslerinin kaldırılması için yıllardır mücadele eden Alevi kurumları AİHM kararlarını uygulanmasını bekliyor.

Katli Vaciptir Aleviler, Yaşayan Alevilik, Direnen Kültür / Anadolu Aleviliği gibi kitapları olan Araştırmacı-Yazar Piri Er ‘Türkiye de eşit yurttaşlık var mı?’ sorusunu sorarak, Alevilerin özellikle kültürel ve inançsal olarak eşitsizliğe maruz kaldığını belirtti.

Piri Er, Alevilerin yüzyıllardır uğradıkları haksızlığın günümüz koşullarında da devam etiğinin altını çizerek şunları ifade etti:

“Eşit yurttaşlık talebinin anayasal güvence altına alınması Aleviler açısından bir hayal. Bu hiçbir zaman olmayacak gibi görünüyor. Bir diğer konu inanç ve ibadet merkezlerinin kabul görmesi. Bu yapılabilir mi? Türkiye’de Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) gibi bir kurum olduğu sürece Alevilerin cemevlerinin yasal statüye kavuşturulması pek mümkün görünmüyor. DİB buna her zaman engel olacaktır. Çünkü cemevlerine yasal sütatü verildiği an farklı bir inanç olduğunu kabul etmiş olursunuz. Türkiye’de bu hiçbir zaman kabullenilecek bir şey değil. O nedenle Alevi inanç merkezleri olan cemevlerinin yasal statüye kavuşturulması Alevilerin temel talepleri arasında yer almasına rağmen bana çok devlet açısından mümkün görünmüyor. Bu konuda verilmiş mahkeme kararları var, AİHM kararları var, yerel mahkemelerin verdiği kararlar var. Ama bu kararların hiçbiri bugüne kadar tanınmadı, kabul görülmedi.”

Türkiye’de Alevi örgütlülüğünün sıkıntılı olduğu görüşünde olduğunu ifade eden Piri Er, şunları söyledi:

“Alevi örgütleri derken hangi Alevi örgütü sorusu da aslında aklımıza geliyor. Tek tip Alevi örgütlülüğü yok. Farklı anlayışları olan, Aleviliği farklı şekilde değerlendiren Alevi örgütleri var. Aleviliği İslam’ın içerisinde tanımlamaya çalışan bir anlayış var. Devletle de örtüşüyor bunların görüşleri ve geniş ölçüde de devletle birlikte hareket ediyorlar. Bir başka örgütlenme yapısı var ki bunlar Aleviliğin çok da İslam’ın içinde olmadığını, hatta Aleviliğin kendi başına bir yol olduğunu, İslam’ın içine sokulamayacağını, İslami kimlik kavramlarının Aleviliğin içine sadece figür olarak girdiğini, özünde İslami anlayışın olmadığını savunan bir grup var. Bir de bunların tam ortasında iki tarafa da gidip gelen Alevi örgütleri var.

PANDEMİ ALEVİLİĞİ NASIL ETKİLEDİ SORUSUNA CEVAP OLUNAMADI

Peki, bu Alevi örgütleri şu anda ne yapıyorlar? Alevi örgütleri şu anda daha çok kendi iç çekişmeleriyle uğraşıyorlar. Seçim dönemlerinde kim başkan olacak, kim grubunu oluşturacak tartışmaları var. Ama Alevilerin temel sorunlarının giderilmesine dönük kendi içlerinde yarattıkları çok fazla program yok. Üretimde bulunmuyorlar. Bir örnek verelim. Pandemi dönemindeyiz. 6-7 aydır Alevilikle ilgili hemen hemen tüm uygulamalar durmuş durumda. Cemevleri büyük oranda kapalı. Açılsa bile 3-5 kişiyle küçük muhabbetler yapılması şeklinde devam ediyor. Ama oturup elektronik ortamda veya televizyonda bile olsa şunun tartışıldığını hiç görmedim. Bu pandemi Aleviliği nasıl etkiledi? Alevi ibadetinin bir niteliği var. Bu nitelik ne hale geldi? Alevilikte bireysel ibadet yok. Çünkü Aleviliğin ibadeti toplumsal rızalığa dayalı toplumsal bir ibadet. Cemevleri de kapalı olduğuna göre demek ki 6-7 aydır Aleviler ibadet edemiyor. İbadetin ana unsurları: Görgü, Sorgu. Görülebiliyor mu? Görülemiyor. İkrar verilemiyor. 6-7 aydır bunların hepsi durdu. İbadetin asli niteliği nedir? Rızalıktır. Rızalık da alınamıyor.

ALEVİ ÖRGÜTLERİ PROJE ÜRETİYOR MU?

O zaman Alevi örgütlerinin buna yönelik olarak ne yaptıklarına bakmak gerekiyor. Buna ilişkin Alevi örgütleri proje üretiyor mu? Günümüzdeki bu sorunu nasıl çözeriz. Gelecekte de bu oluşmuş olan sorunları nasıl ortadan kaldırırız. Bunlar üzerinde pek çalışmaları olduğunu zannetmiyorum. Daha çok cemevleri ne şekilde kullanılıyordu. Ağırlıklı olarak Hakk’a yürüme erkânlarının yürütüldüğü mekânlara dönüşmüştü. Günümüzde o da yok. Pandemi nedeniyle oralara götürmek birçoğu kapalı olduğu için camilerden kaldırılıyor. Alevi örgütleri buralarda ne yapıyor.”

“ALEVİ ÖRGÜTLERİ KENDİ İÇİNDE NE KADAR DEMOKRATİKLEŞTİ Kİ DEVLETTEN BUNU BEKLİYORLAR”

“Alevilerin temel taleplerinden biri olan zorunlu din derslerinin kaldırılması konusu mahkemelere kadar yansımış, AİHM’ye kadar gitmiş. Ama uygulanmayan kararlar çıkmış” diyen Piri Er, şunları aktardı:

“Zorunlu din derslerinin kaldırılmasının Türkiye’nin şu anki koşullarında çok mümkün olmadığını düşünüyorum. Bunu kaldırmazlar çünkü oradan besleniyorlar. Sadece imam hatipleri kastetmiyorum. Zorunlu olması ana dersler 2 saatken din derslerinin 2 saate çıkarılması bunun bir göstergesi. Bu Alevileri açısından bir sorun. Sizin çocuğunuza zorunlu olarak Sünni öğreti aktarılıyor. Alevilerin temel taleplerine baktığınızda 5-6 başlık altında toplanmış temel talepleri var. Bunları kabul edilmesi zaten demokratikleşmeyle ilintili. Ama Türkiye’de ne demokratikleştiriliyor ki Alevilerin bu talepleri de demokratik yollarla çözülebilsin. Mesele zaten orada. Demokrasinin işletilmediği bir yerde demokratik taleplerde bulunuyorsunuz. Türkiye’de devletten demokratikleşmeyi beklemek çok sıkıntılı. Alevi örgütleri kendi içinde ne kadar demokratikleşti ki devletten bunu bekliyorlar diye bir soru da sorulabilir. Alevilerin örgütleri içerisinde de demokratikleşme yok.”

ALEVİLİĞİN EN ÇOK DEFORMASYONA UĞRADIĞI İL DERSİMDİR”

Piri Er, sözlerine şöyle devam etti:

“Alevilik son 50-60 yıllık süreçte oluşum süreci köy kökenliyken 50-60 yıllık süreçte kentleşen bir yapıya kavuştu. Birkaç yıl önce bir çalışma yapmıştım. Türkiye’de Alevi köylerinin tespiti ile ilgili. 3300 civarında Alevi köyü var. Bu köylerdeki nüfus yapılarını çıkarttım. 1982 ile 2012 yılları arasındaki nüfus değişimlerine baktım. Yüzde 80 oranında köylerin nüfusu azalmış. Bu nüfus nereye gitti. Yaklaşık bir 20-30 yıl içerisinde yüzde 80 oranında azalmış, bunlar kente gitti, Avrupa’ya gitti. Kentleşiyor, kentleşirken de sorunlarını kente taşıyor ve köy, durdağıda kalıyor. Ama bu tabi Dersim için, Hacı Bektaş için geçerli değil. Dersim üzerine çok yoğun bir asimilasyon çalışması var. Bizim ocaklı dedeler, babalar, analar bunlarında kendini konumlandırdıkları yerler var. Bir grubu devletle hiçbir şekilde ilişki kurmaz. Kendi ocağının hizmetini yürütürken bir grup devletle vakıflar içerisinde varlıklarını sürdürmeye çalışırken bir grubu da devletle birlikte hareket ederek devletin Alevi anlayışı paralelinde hareket ederek Aleviliği şekillendirmeye çalışıyorlar. Bunlara biz biraz da isim taktık. Son dönemde gri pasaportlu dedeler deniliyor. Özellikle Muharrem aylarında Avrupa’ya gönderilen dedeler var. Bunların büyük kısmı da Alevilerin yoğun olduğu alanda. Bu gruptaki gri pasaportlu dedelerin büyük kısmının Dersim’den çıkması tesadüfü değil. Bu bölge ocakların birçok ocağın, Aleviliğin geleneksel örgütlenmesi oluşturan birçok ocağın merkezi konumunda. Ama şu anda Aleviliğin en çok deformasyona uğradığı il neresi derseniz ben Dersim’i gösteririm.

DEVLETLE MUHATAP OLURSANIZ, DEVLETİN SİZİ KULLANMA OLAYI O KADAR ARTIYOR

Siyasi etki alanlarının en yoğun etkilediği alanlardan birisi Serçeşme diye bildiğimiz Hacı Bektaş’tır. Bu son dönemde yaşanan Avusturya’daki Alevi örgütlerini mahkemeye veren bir sözüm ona bir başka Alevi örgütünün Hacı Bektaş’ta bir park açması ve onlara Hacı Bektaş’ın o Barış Ödülü’nün bunlara verilmesi çok ilginçtir. Orada Alevice yaşamak isteyen insanları bunlar haindir diye Avusturya mahkemelerine veren, bunları dışlayan bir yapıya siz Hacı Bektaş’ta siz belediye olarak ödül veriyorsunuz. Bu büyük bir tezattır. Aleviliğin merkezi konumlaması gibi görünen Dersim’dir, Hacı Bektaş’tır… Bunlar sadece büyük yerler olduğu için söylüyorum. Bu yerlerde bu tip şeylerin yaşanması aslında belli politikaların asimilasyon politikalarının birer ürünüymüş gibi görünüyor. Niye Dersim’deki bütün olaylar Dersim cemevi çevresinde gerçekleşiyor. Ben bütün Dersim’de aynı yapının hakim olduğuna inanmıyorum ama devlet orayla muhatap. Orada kurulan üniversiteler kimi kimseler – ki bunları biliyoruz- bu bölgede bir dönüşümü gerçekleştirmeye çalışıyorlar. Burada da ana hedef Dersim merkezde kurulmuş olan bir cemevi. Buranın dedesinin kimliği belli. Bütün tartışmalarda buradan kaynaklanıyor, sorunun temelinde bu yatıyor. Ama köylerde bu işliyor mu? Bir kısım köylerde işlemiyor. Çünkü o sadece geleneksel yapısına bağlı, kendi ocağından gelecek dedesini biliyor. Gelen dedesiyle sorunlarını gideriyor. Düşkününü, şaşkınını onunla hallediyor. İkrarını, görgüsünü veriyor ve devletle de çok muhatap değil. Ne kadar devletle muhatap olursanız, devletin sizi kullanma olayı o kadar artıyor.”

(HABER MERKEZİ)

 

 

Bir Cevap Yazın