“Zorla İslam’ı öğretmek insan hakları açısından suçtur”-VİDEO

0
91

Zorunlu din derslerinin insan hakları açısından suç olduğunu söyleyen Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan, bir Alevi çocuğuna zorla İslam’ı öğretmek ve ibadete zorlamak insan hakları açısından hem suç hem de zulüm olduğunu söyledi.

Haberin videosu;

Zorunlu din derslerinin kaldırılması için yıllardır mücadele eden Alevi kurumları AİHM kararların uygulanmasını bekliyor. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan alınan kararın uygulanması gerektiğini söyledi.

Zorunlu din dersleri bizim gibi ülkelerde maalesef azınlık inanç gruplarına uygulanan bir işkence ve zulüm olduğunu söyleyen Kaplan, “Son 10 yıldır Türkiye’de yaşayan azınlık gruplarından Hristiyan inancına mensup çocuklarımıza bu din dersi zorunlu olmaktan çıkarıldı. Daha sonra münferit olarak dilekçe verildiği zaman birkaç tane Alevi çocuklarının da din derslerine girmediğini görüyoruz” dedi.

“Zorunlu din dersini biz gelen iktidarlara, hükümetlere, milli eğitim bakanlarına, ülkeyi yöneten siyasi partilere ve şimdiye kadar özellikle 1980’den bu yana ülkeyi yöneten siyasi partilere bunu anlatamadık. Zorunlu din dersi tamamen ailenin isteğine bağlı olmalıdır” diyen Kaplan, şunları söyledi:

“Din dersi devlet tarafından zorunlu olarak verilemez, din eğitimleri verilebilir mi? Tabi ki buna hiçbir itirazımız yok, verilebilir. Dünya dinler tarihini öğretirsin, anlatırsın çocuk buradan aldığını alır almayacağını almaz. Fakat bir Alevi çocuğuna zorunlu olarak İslam’ı, Sünniliği öğretmek bizim açımızdan nasıl bir Hristiyan çocuğuna namaz kıldırmak zulüm ise bir Alevi çocuğuna da zorla İslam’ı öğretmek ve ibadete zorlamak insan hakları açısından hem suçtur, hem de zulümdür. Bu çerçevede baktığımızda maalesef ülkemizde yıllardan beri özellikle 1980’ den bu yana din dersi zorunlu oldu zorunlu olmasını bir tarafa bırakalım son zamanlarda üniversite sınavlarında, lise ve ortaöğretime geçiş sınavlarında soruların çarpanlarını öyle bir hale getirdiler ki bugün fen bilimleriyle aynı duruma getirdiler. Din dersini almadığı takdirde başka bir dersten sınava girebilmeyi zorunlu hale getirdiler. Bu çerçevede maalesef Alevi çocukları bu dersi almak zorunda bırakıldı sınavlara girmesi için sınavlar da başarı sağlaması için.”

“ÇOCUKLARIMIZA DİN DERSİ VASITASIYLA ZORUNLU İŞKENCE YAPILIYOR”

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, zorunlu din dersinin kaldırılmasını 1990’lı yıllardan itibaren mücadelesini sürdüren ve bireysel davaların açılmasına öncülük eden bir örgüt olduğunu söyleyen Kaplan, “Ama her zaman ifade ediyoruz; nasıl ki İslam inancına ait birine zorunlu olarak başka bir dini öğretemezsen, öğretmek bir suçsa bizim çocuklarımıza da İslam’ın da Sünni mezhebinin tek başına bir dinmiş gibi tek başına tüm İslam’ı kaplarmışçasına çocuklarımıza öğretilmesi bir suçtur. Bizim çocuklarımıza İslam’ı öğretmek insan hakları suçudur bununla ilgili çeşitli davalar açıldı 21. Yüzyılın çeyreğini bitirmek üzereyiz bu çerçevede dünyanın bir ülkesinde halk çocuklarımıza din dersi vasıtasıyla zorunlu işkence yapılıyor feryadı duyuluyorsa o ülkedeki rejimi o ülkenin demokrasisini sorgulamak lazım” diye konuştu.

 “ALEVİLERİN EŞİT YURTTAŞLIK TALEBİ EZİLEN TÜM HALKLARI KAPSAYAN BİR EŞİT YURTTAŞLIK HAKKI TALEBİDİR”

Gani Kaplan, Alevilerin önemli talepleri arasında eşit yurttaşlığın da olduğunu söyleyerek şunları belirtti:

“Eşit yurttaşlık talebi büyük Alevi kurultaylarında çıkan sonuç bildirgelerinde de önemli ölçüde yer aldı. Alevilerin eşit yurttaşlık talebi aslında  ezilen tüm halkları kapsayan bir eşit yurttaşlık hakkı talebidir. Bugün Amerika’da ki siyahlardan, Avustralya yerlileri, bugün Çin’de ki Uygur Türkleri, Irak’ta ki Kürtler bu talep aslında dünyadaki tüm azınlık gruplarını kapsayan bir taleptir. Eşit yurttaşlık talebini dile getirmek o ülkede ezilen yurttaşların taleplerini dile getirmek anlamına geliyor. Türkiye’ye gelirsek tüm millet gruplarının da dışında Lazlar, Kürtler, Çerkezler dışında sadece Alevilik inanç konusuna indirgediğimizde maalesef Anadolu coğrafyasına gittiğinizde yurttaşlar arasında yaşam alanlarında ne kadar ayrımcılığın ve eşitsizliğin olduğunu görüyoruz. Köylerde su yok, yollarda asfaltın olmadığı ve bu hizmetleri dini bir ibadethaneye bağlayarak ‘köyünüze cami yaptırırsanız biz sizin köyünüze yol veya su getiririz veya yenileriz’ diyerek ayrımcılık yapılıyor. Devletin asli görevlerinden olan hizmet etmenin ön koşulunun o köye cami yapılmasının öne sürülmesi aslında zorunlu din derslerinde olduğu gibi insan hakları açısından suçtur.  Tabi ki eşit yurttaşlık talebi devlet kadrolarında bir tane Alevi yurttaşın çalışmasıyla sınırlı değildir. Türkiye de hizmet alanında adalet alanında tüm alanlarda ülkede yaşayan tüm yurttaşlarımızın eşit olması talebidir ve bu talebimizde ne kadar haklı olduğumuzu görüyoruz.”

“AİHM KARARINI BU HÜKÜMETİN UYGULAMASI MÜMKÜN GÖZÜKMÜYOR”

Kaplan, sözlerine şöyle devam etti:

“AİHM kararını bu hükümetin uygulaması mümkün gözükmüyor bana göre tıpkı Cemevleri kararında olduğu gibi Cemevlerinde de buna benzer bir karar var. Alevilerin ibadethanesi Cemevleridir diye bir karar var. Devlet, Aleviliği İslam’ın bir alt grubu ve hatta mezheplerinden biri saymıyor. İslam’ın dört ana mezhebi var. Aleviliği, Şiiliği ve Caferiliği İslam’ın dışında tutuyor. Bugün uluslararası ilişkilerden kaynaklı Şiilikle yönetilen ülkelerle ilişkileri sürdürüyor ama onu saymıyor. Dolayısıyla zorunlu din derslerinin ve Cemevlerinin bu anlamda AİHM kararlarının uygulanması tamamen Alevilerin kendilerini konumlandırdığı noktayla bağlantılı. AİHM kararları Alevilerle ilgili bu bölümde uygulandığı anda zorunlu din dersiyle ilgili kararları uygulandığı anda Cemevleriyle ilgili kararı da uygulaması lazım. Alevi örgütlenmesindeki iki ana hat üzerinde ki örgütlenmeden devlet hangisini dikkate alırsa alsın sonuçta Cemevini kabul etmek zorunda kalacak. Cemevlerini kabul ettiği anda da İslam’ın tarihini yeniden yazmak zorunda kalacak. Alevilerin tüm talepleriyle ilgili sorunlarının önünü tıkayan madde Cemevleri sorunu. Bu aşıldığı anda zorunlu din dersi Alevilerin çocuklarına zorunlu olmaktan çıkar ve eşit yurttaşlık talebi de yerine getirilir.  Madımak utanç müzesi olur, diyanet işleri bile kalkar.

“BU ÜLKENİN TEK SORUNU DEMOKRASİ SORUNUDUR”

AİHM’e verilen savunmada ‘Biz Alevileri dışlamıyoruz bakın ders kitaplarına da aldık’ diyorlar. Ders kitaplarına öyle cümleler ekliyorlar ki orada Alevilik mi öğretiliyor, Aleviliğe hakaret mi yapılıyor anlayamıyorsunuz. Bizde inandığımız şahsiyetlerin her şeyi bizde kutsaldır yani bugün Hacı Bektaşi Veli’nin yattığı toprağı bizde kutsaldır. Hz. Ali’nin bindiği atından, giyindiği her şey Aleviler için kutsaldır. Dolayısıyla Alevilerle ilgili bu ders kitaplarında Ali’nin atı düldüle katır denmesi, alay edilmesi hakaret edilmesi aslında AİHM kararlarını uymadığını görüyoruz. Alevilerin temel talepleri bu ülkede demokrasi gelmediği sürece, ülkenin iç barışı huzuru sağlanmadığı sürece taleplerinin yerine getirilmesinin kıymeti yok, getirilemez zaten. Bu ülkede demokrasinin olmadığı veya yarı diktatörlük biçiminde yönetilen ülkede din dersleri zorunlu olmuş, Cemevlerinin yasal statüye kavuşup kavuşmaması benim için çok da önemli bir şey değil. Ama öbür tarafta halka zulüm ediliyorsa, halkın nefes alması önleniyorsa diğer yandan eşit yurttaşlık talebi bir türlü yerine getirilemiyorsa, Alevi eşit sayılmıyorsa bu ülkenin tek bir sorunu vardır demokrasi sorunudur.”

İSMAİL SİVASLI/İSTANBUL

Bir Cevap Yazın