Prof. Dr. Yalçınkaya: Mahkemeler artık camilerde de keşif yapmalı

0
87

<

div class=”kvgmc6g5 cxmmr5t8 oygrvhab hcukyx3x c1et5uql ii04i59q”>PİRHA – Mahkemenin, PSAKD Diyarbakır Cemevi için verdiği keşif kararını değerlendiren Prof. Dr. Ayhan Yalçınkaya, “Cemevinin ibadethane olup olmadığı tartışması hukuken bitmiştir. Hukuken onay arayışı bahsinde yapılacak hiçbir şey kalmamıştır, çünkü artık geri dönüşsüz bir biçimde onaylanmıştır” dedi. Kararın emsal oluşturacağını ifade eden Yalçınkaya, mahkemenin cemevinde hangi referanslarla keşif yapacağını da sordu.

İstinaf Mahkemesi, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Diyarbakır Cemevinin 2 yıldır DEDAŞ tarafından kesilen elektriğinin bağlanması ve elektrik giderlerinin kamu tarafından ödenmesi için açtığı davada kararını açıkladı. Mahkeme, cemevinin bütün olarak ibadethane olup olmadığı konusunda yeterli delil olmadığını savunarak, cemevi binasının ibadethane kapsamında kabul edilecek bölümlerinin tespiti için keşif yapılmasını istedi.

Konuya ilişkin sosyal medya hesabından değerlendirme yapan Prof. Dr. Ayhan Yalçınkaya, keşif kararını veren yargı iradesinin cemevinin ibadethane olduğunu kabul ettiğini belirtti. Yalçınkaya, bu kararla cemevinin ibadethane olup olmadığı tartışmalarının da hukuken bittiğinin bir kez daha ortaya çıktığını ifade etti. Çünkü mahkeme kararı açıkça “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere cemevlerinin ibadethane niteliğinde olduğunda kuşku ve duraksama bulunmamaktadır” ifadesine yer veriyor.

“YARGI, CEMEVİNİN İBADETHANE OLDUĞUNU KESİN BİR DİLLE BEYAN ETTİ”

Yalçınkaya’nın değerlendirmesi şöyle:

“Diyarbakır’da yargı cemevini keşfedecekmiş. Ama cemevinde keşif yapmaya karar verilmesini onaylayan yargısal irade bir yanda da cemevinin ibadethane olduğunu kesin bir dille beyan ediyor.

“Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere cemevlerinin ibadethane niteliğinde olduğunda kuşku ve duraksama bulunmamaktadır.” Bu durumda geriye ne kalıyor diyeceksiniz değil mi? Yargısal iradenin derdi şu: “Dava dilekçesindeki talebin ise cemevi binası, morg, cenaze yıkama yeri, taziye yeri, yönetim odası ve cem salonu olarak geçen bölümler olarak belirtildiği, her bölümün bir bütün veya ayrı ayrı olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceğinin davanın esasına girmek ve yargısal faaliyetin sonucunda tespit ile mümkün olacağı anlaşıldığından…”

“ASIL KONU ELEKTRİK PARASI”

Asli konu elektrik parası bu arada. Yani kısaca mahkeme diyor ki; “kardeşim tamam cemevi ibadethanedir de sizin cemevi dediğiniz yapı bütünlüğünün hangi bölümleri ibadethane kapsamı içinde değerlendirilmeli, ben gelip keşif yapacağım. Ona göre de karar vereceğim.” Hukuk diliyle merak edenler için: “Abonelik tesisi talep edilen derneğin her bölümünün değerlendirilerek ibadethane kapsamında kabul edilecek bölümlerinin ve bu bölümlere ait aydınlatma giderlerinin tespiti gerektiğinden ve bu hususun yapılacak yargılama faaliyeti ile tespit edilebileceği, abonelik tesisi talep edilen yerin bir bütün olarak ibadethane niteliğinde olup olmadığı hususunda bu aşamada dosyada yeterli delil bulunmadığı, bu nedenle de gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağı hususunun dosya kapsamında bu aşamada ispatlanamadığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karar usul ve esas yönünden yasaya uygun olduğundan davacı istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış.” İşin özeti anlaşıldı sanırım.”

“BU KARAR EMSAL OLUŞTURACAK”

Mahkeme kararına çok sevindiğini belirten Yalçınkaya, “Bence çok önemli, emsal oluşturacak bir karar bu. Bu karardan yola çıkarak ben şimdi merak ediyorum. Camilerin elektrik-su parasını ödeyen DİB (Diyanet İşleri Başkanlığı) ve devlet (aslına bakarsanız hepimiz ödüyoruz) burada neyin ibadethaneye dahil, neyin dahil olmadığını da dair pek hoş bir tartışma açmış oluyor. Öyle ya, cemevindeki gasilhanenin, morgun, yönetim binalarının ibadethaneye dahil olup olmadığı sorgulanacaksa, her camideki tuvalet aydınlatma giderlerinin, süslü-motorlu şadırvan havuzlarının, cami içinde bulunan odaların, ezan okunmak için kullanılan tesisatın, nihayet caminin bileşeni mahiyetindeki imam/müezzin lojmanlarının, her camide bulunan abdest alma yerleri, şadırvanların, dahası da var, camilerde açılıp duran Kur’an kurslarının, ışıl ışıl rengarenk gösterişli mahyaların ibadethaneye dahil olup olmadığı sorgulanmamalı mı?

“CAMİLERDEKİ ÜCRETLİ MÜEZZİN VE DİĞER PERSONELİN VARLIĞI İBADETHANEYE DAHİL MİDİR?”

Caminin tuvalet elektrik gideri ibadethane diye bizden çıkacak ama cemevinin morgu ibadethane içinde sayılmayacak! Dahası da var bence. Camilerdeki imam ve müezzinin varlığı ibadete dahil midir? Yani ibadet için parayla bir imam tutulması, ücretli müezzin ve varsa diğer personelin istihdam edilmesi şart mıdır? Bunlar ibadethaneye dahil midir? Bunu hukuki olarak soruyorum. Dini olarak sorsaydım şöyle sorardım: Hanefiliğe göre, Kur’an’ın parayla öğretilmesi, namazın parayla kıldırılması, ezanın parayla okunması uygun mudur? Sizin dininiz böyle bir din mi?

“MAHKEME CEMEVİNDE HANGİ REFERANSLARLA KEŞİF YAPACAK?”

Dini kısmı geçelim, acaba mahkeme cemevinde hangi referanslarla keşif yapacak merak ettim; içlerinden herhangi biri ömründe bir cemevine girdi mi? Cemevi üstüne iki satır okudu mu; uzun yıllardır bir tek Alevinin bile hakimlik sınavı kapısını geçemediği gözetilirse? Bir ibadethanenin değerlendirilmesi demek esasen ibadetin değerlendirilmesidir. Yani, bir yandan cemevini tartışmasız biçimde ibadethane sayan irade, aynı anda ibadeti değerlendirmekten de geri durmuyor. Peki hangi uzmanlık bilgisiyle? Bilmiyoruz. Yoksa bunun için de Diyanet’in uzmanları mı görevlendirilecek bilirkişi olarak? Ama bildiğim kadarıyla keşif bizzat hakimlerce yapılır.

“CAMİLERDE DE BENZER KEŞİFLER YAPILMASI İÇİN HUKUKİ ADIMLAR ATILMALI”

Şimdi ne yapmalı? Bence bu karardan yola çıkarak öncelikle camilerde de benzer keşiflerin yapılması için hukuki adımlar atılmalıdır. İbadet edilen ana salon dışında caminin hiçbir elektrik masrafının ödenmemesi, ödenenlerin iadesi için sembolik de olsa hukuki girişimde bulunmalılar. Peki bunu kim yapmalı? Aleviler demeyeceğim ama sonunda mecburen iş onlara kalır. Sünni örgütlenmeler yapmalı; Alevilerle birlikte yaşamak istiyorlarsa ya da dinlerine az da olsa imanla bağlıysalar. Hangisini istiyorlarsa onu seçsinler. Bunu onlar yapmalı ki daha baştan kirli ağızların Alevilere dönük rövanşizm zırvalıklarına set olabilsinler.

“ALEVİLER CEMEVİNDEN ÇIKMALI”

Peki, Aleviler ne yapmalı? Artık cemevinden çıkmalı! Cemevinin ibadethane olup olmadığı tartışması hukuken bitmiştir. Hukuken onay arayışı bahsinde yapılacak hiçbir şey kalmamıştır, çünkü artık geri dönüşsüz bir biçimde onaylanmıştır. Gerisi siyasettir. Öyleyse cemevinden çıkma zamanıdır ki oraya kapanmak başlı başına bir yanlıştı.”

PİRHA/ İSTANBUL

 

<

div class=”o9v6fnle cxmmr5t8 oygrvhab hcukyx3x c1et5uql ii04i59q”>

<

p dir=”auto”>

Bir Cevap Yazın