Ana İlkin Çağlayan: Munzur’da yapılan peyzaj çalışmasının 38’den farkı yoktur-VİDEO

0
108

Kureyşan Ocağından İlkin Çağlayan Ana, Munzur Gözeleri’nde yapımına başlanan peyzaj projesine tepki gösterdi. “Biz masum insanlarız, bizim ziyaretlerimiz, geçmişimiz öldürülürse biz de ölürüz” diyen Çağlayan, Munzur’da bir katliam olduğunu ve bu katliamın Alevilere yönelik bir asimilasyonun parçası olduğunu” ifade etti.

Dersim Kureyşan Ocağı analarından İlkin Çağlayan, Yol’a hizmetini, Munzur Gözeleri’nde yapımına başlanan peyzaj projesine ilişkin düşüncelerini PİRHA’ya anlattı.

“YILLARIMI KENDİMİ DARA ÇEKEREK GEÇİRDİM”

Yol’a hizmet ettiğini söyleyen İlkin Çağlayan, “Bunu nasıl yapıyorsunuz derseniz sevgiye olan bağlılığımı keşfettim. İçimdeki o gücü keşfettikten sonra da ben insanın dilencisiyim dedim. Şehir, şehir, ülke, ülke gezdim. Yıllarımı kendimi dara çekerek geçirdim. Sevginin kudretinde olduğunu fark ettim. İçsel yolculuğumu daha çok derinleştirdim. Dersime, ait olduğum topraklara, Düzgün Baba’ya, Ana Fatma’ya, Baba Mansur’a gittim. Aklım ve ruhum nereye yönlendirirse, pirlerimizin, ulularımızın nerede olduğunu duyduysam oraya gittim ve mumlarımızı orada yaktım” dedi.

“PEYZAJ PROJESİNE KARŞI ÇIKILMALI”

Alevi Pirlerinin, Uluların ziyaretgahı olan Dersime yapılmak istenen peyzaj çalışmalarına tepki gösteren İlkin Çağlayan, şunları söyledi:

“Halkımızın buna karşı gelmesi gerekiyor. Her şeye boyun eğmek durumunda değiliz. Çocuğumuz öldürülecek, yurdum, yuvam elimden gidecek, kazandığım iki kuruştan olacağım demeden, bu duruma izin vermemek, dur demek gerekiyor. Çünkü, yıllar boyu bizim atalarımız, dedelerimiz orayı merkez olarak almışlar. Düzgün Baba’da, Munzur Baba’da zamanında ritüeller yapılmış, orada insanların acıları, sevinçleri gün yüzüne çıkmış, yer yerinden oynamış! Duyulmuş bir şekilde. Şimdi, oralara siz tutup içkiyi götürürseniz, eğlenceyi götürürseniz o enerjiyi kırarsınız. Ondan sonra, dara düştüğünüzde oraya gidip, mum bırakıp, kurban kesseniz de bir tane değil, beş bin tane kurban kesseniz de sesiniz duyulmayacaktır.”

“RUHUM ACI ÇEKİYOR”

“İnsanın kendine ihaneti kadar korkunç bir şey yoktur” diyen Çağlayan, “Herkes bir asimilasyon içeresinde. Neden benim ziyaretgahıma gelip çay bahçeleri yapsınlar? Gitsinler başka bir yerde yapsınlar. Ben halk olarak buna izin vermiyorum. Ben doğanın insanıyım, orada doğmuşum, genetiğim oralı. Şimdi benim ziyaretimi, cari diyarımı sen, inkar ettiğin zaman, iptal ettiğin zaman benim ölümümdür. Çünkü ruhum acı çekiyor. Ruhumun öldüğü yerde, bedenim de ölüyor. Bunlar planlı yapılan projeler. Yıllar boyu bizi asimile ettiler. Korku kaynaklı yalan bilgilerle bizim babalarımız da bunu yaptı. Ben onlara günahsızınız diyemeyeceğim ama yazık ettiler bize, yazık ettiler. Korkudan inkar ettiler. Kendi öz varlıklarını bizi kurtarmak amaçlı, ama bizi kurtarmadı bu durum. Onlar bizi evrenden kopardılar, bizi sıradanlaştırdılar. Her şeyin sorgulanması lazım; belki biz de çocuklarımıza yazık ettik” diye konuştu.

DOĞANIN GENETİĞİNİN BOZULMASI, HALKIN YOK OLMASI DEMEKTİR

Peyzaj projesi çalışmasının çok büyük bir katliam olduğuna işaret eden İlkin Çağlayan Ana, şunları kaydetti:

“Bana göre 1938’den farkı yoktur. Hayal ediyorum hissediyorum, ama düşünüyorum ki; oranın genetiği bozulacak. Genetiğin bozulması zaten halkın yok olması demektir. Bunu yapanlar çok başarılılar. Sistem, kendine hizmet ediyor. Kendini besliyor bizi yok etmek için. Buna izin vermemeliyiz halk olarak. Mesela, ben gidip orada günlerce bağırabilirim. ‘Burası benim, vermiyorum, burası benim vermiyorum’ diye. Munzur bizim, buna izin vermememiz lazım, bu bizim görevimiz. Bir asker gelip benim saçlarımı çekebilir, bir polis gelip tartaklayabilir, biz buna sahip çıkamazsak, ceddimize, geleneklerimize ve kendi özümüze ihanet etmiş oluruz.
Biz artık özden uzaklaştırıldık, git gide ufaldık, bunların zaten amacı da bizi yok etmek, ışığı yok etmek. Çünkü bir ışığın evlatlarıyız. Yapılanlar güzel şeyler değil. İnsanların anılarını yok etmek kötü bir şey, ben oraya, baraja baktığım zaman; atam da, dedem de barajdan önceki haline, oraya bakmış. Nenem de oraya bakmış. Onun babasının babası da oraya bakarken bir enginlik görmüş; Poşuya durmuş, gönlüne gelmiş, gönlüne gelince de kendi kendine… Ya Düzgün baba, ya Hızır…Onlar, bunu yapanlar, zaten bizden değil. Bunu yapmakla da hükümlüler, çokta başarılılar aslında! Bu durumlarını tartışacak çok da bir şey yok!”

“NE YAPILMASI GEREKİYORSA YAPMALIYIZ”

Dersim’de bu yaşananlara karşı halkın bir araya gelmesi gerektiğini ifade eden İlkin Çağlayan, “Kurumlar çok uyum içeresinde olmalı, ruh birliği olmalı toplumsal olarak bir birlik içerisinde gönül birliğine vararak ne yapılması gerekiyorsa yapmalıyız” diye konuştu.

İlkin Çağlayan ana, “Verilmek istenen mesaj ya benden olursun ya da ölürsün ya biat edeceksin ya da kellen gidecek. İŞİT zihniyeti! Biz masumuz. Biz masum olduğumuz için; zaten ışığı yansıtıyoruz. Masum olduğumuz için herkese sevgiyle bakıyoruz. Biz masumuz ve hakkın divanında ben inanıyorum biz kazanıyoruz. Burası bir dünya ve burada kirli şeyler dönüyor, biz kirli değiliz. Kirli olan düşünsün, biz kaybetmiş gibi görünsekte kazananlarız” ifadelerini kullandı.

Cebrail ARSLAN-Ayhan KARDAŞLAR/ANKARA

 

 

<

div id=’gallery-1′ class=’gallery galleryid-230317 gallery-columns-2 gallery-size-thumbnail’>


Bir Cevap Yazın