Ocakzade Pirlerine ‘Gelin Hakk meydanında cem olalım, ikrar verelim’ çağrısı

0
139

PİRHA- DAD, Ocakzadelere çağrıda bulunarak, “Gelin hep beraber taliplerimizle, hak aşkı Hızır gayreti ile, hak meydanında, kutsal bir mekanda cem olalım. Ya hak, Ya Hızır, ya şahı merdan, ya Ana Fatma diyelim, kutsal mekanlarınıza sığınalım, sazımız, sözümüz, avazımız, çarkı pervazımız gök kubbeye ulaşsın” dedi.

Demokratik Alevi Dernekleri Genel Merkezi, “Yola ikrar veren, yol yürüyen tüm Ocakzade Pirlerine çağrımızdır” başlıklı açıklama yayınladı.

“BÜTÜN CANLARIN BİR ARAYA GELEREK, MEYDAN KURARAK, DAR DİDAR OLMALARININ ZAMANIDIR”

“Yaşadığımız dem tarihi sorumlulukları omzumuza yüklemiştir, bunun yarını geç olabilir, bekle gör pozisyonuna giremeyiz” denilen açıklamada “Bir an önce yola ikrar veren yola talip olan, edep erkan bilen bütün canların bir araya gelerek, meydan kurarak, Dar Didar olmalarının zamanıdır. Kutsal mekanlarımızın; dergahlarımız, nişangahlarımız, ocaklarımız ve yol ulularımızın manevi huzurunda bu sorumluluğu hissetmeliyiz” ifadelerine yer verildi.

“BİZ HAKKI DA HAKİKAT-İ DE KELAM SÖYLEMEYİ DE, EDEP ERKANI SERDAR OLANLARIN YAŞAMINDA ÖĞRENDİK”

Açıklamanın devamında, şunlar dile getirildi:

“Gelin hep beraber ariflerin ve hakikatçilerin ortaya koymuş oldukları hakikaten gıdığımızı alarak yol alalım. En zor anlarda meydan kurmamızın nedeni, halk ve inanç önderlerinin ser çeşmesinde şelale olmuşların, çerağ gibi nur saçmışların, serden geçenlerin davasına olan bağlılığımızdandır. Biz Hakkı da hakikat-i de kelam söylemeyi de, edep erkanı Serdar olanların yaşamında öğrendik, bize miras kaldı, o değerlerle bugüne geldik. Bu yolun Pirleri, Serdarları en zor anda bedenlerini iradelerine çerağ yaparak serden geçtikleri için Şer’i Yezdan oldular. Bundan dolayı, mağduriyetleri mazlumiyetlerin gerekçesidir. Bundandır Ali’siz yol yürünmez, meydan kurulmaz, çerağ uyanmaz. O nurdur ki Kırklar Meclisinde Muhammed Mustafa’ya Hızır aklı olmuştu. Bu mana derinliğini bilmeyenlerin Ali ismini ağızlarına almaları beyhudedir. Manayı marifet, sırrı hakikati bilmemektir.”

“GELİN HEP BERABER TALİPLERİMİZLE, HAK AŞKI HIZIR GAYRETİ İLE, HAK MEYDANINDA, KUTSAL BİR MEKANDA CEM OLALIM”

Açıklamanın sonunda “Gelin hep beraber taliplerimizle, Hakk aşkı, Xızır gayreti ile, Hakk meydanında, kutsal bir mekanda Cem olalım. Ya Hakk, Ya Xızır, ya Şah-ı Merdan, ya Ana Fatma diyelim, kutsal mekanlarınıza sığınalım, sazımız, sözümüz, avazımız, çarkı pervazımız gök kubbeye ulaşsın” denilerek, “Bir olmazsak yolun hakikatini görünür kılamayız. Bir olmanın, iri olmanın, diri olmanın tam da zamanıdır. Özümüz darda, yüzümüz yerde, hak divanında, Pirlerimizin  huzurunda cem olalım” çağrısı yapıldı.

Açıklamanın tam metni şöyle:

“İnsanlık olarak zorda ve darda olduğumuz demi Devranlarda geçiyoruz. Zor anlarda “Medet Ya Xızır”diyerek gayret etmenin tam da zamanıdır. Bu hak kelamı, zulme karşı gayret etmenin ifadesidir.

“TÜM İNSANLIK NEMRUDİ ZİHNİYETLERE KARŞI KOMLAŞARAK HAKK MEYDANI KURMANIN ZAMANI”

Hakyol Alevi sürekleri darda-zorda kaldıklarında bu zor anları aşmak için, Xızır aklında meydan kurarak, Cem olarak, Alileşerek aşmışlardır. Bütün Hakk ve Hakikat yolcuları; peygamberler, evliyalar, pirler, mürşitler ancak ve ancak Xızır aklı ile kom olarak yol almışlardır. Bizler için zor zamanlarda “dardayım darda, yetiş Ya Xızır “nidası Xızır’a çağrı iken, meydan kurup yol açanın ise Şer’i Yezdan olduğunu bir kez daha yaşayarak öğrendik. Tüm insanlık Nemrudi zihniyetlere karşı komlaşarak Hakk meydanı kurmanın zamanı olduğunu biliyor. Hak meydanında hak kelamı söylenir.

“CÜMLE CAN XIZIR’IN NURU İLE VARLIK BULUR”

Cümle Can Xızır’ın nuru ile varlık bulur. İnsanlık ancak ve ancak “Ya Hakk Ya Xızır” diyerek hak meydanında cemal cemale gelerek, Hakk kelamı söyleyerek zorda kurtulur. Doğru zamanda doğru kelamı söylemek ibadet sayılır.

Tarih, yola ikrar veren bütün Alevi süreklerinin omzuna yükümlülük yüklemiştir. Ya Cem olup Dar Didar olacağız, ikrar birliğine varacağız ya da içteki Nehakla hınzırlı yolda ikrarsız, nursuz, pirsiz, ocaksız, erkansız bir şekilde NeHak zihniyetin sofrasında yer alacağız. Zaman hak çerağını, Hızır aklını, Şer’ i Yezdan’ ın direncini kendimize delil yapma zamanıdır. Bu zamanlarda “ağzımız çiğ söze, midemiz Çiğ lokmaya mühürlüdür”deme zamanıdır.

“HAKİKAT ARAYIŞINDA OLAN HER SÜREK HAK MEYDANDA BİR ARAYA GELMELİDİR”

Hak yol Alevi sürekleri zor anlarda birbirinin Xızır’ı olarak zorluğu aşmışlardır. Hızır zor günün dostudur, dostsuz dünya karanlıktır. Birbirimizin darına yetişmek, birbirimizin Xızır’ı olmak zorundayız. Bizler biliyoruz ki Hakk aşkı Xızır gayreti ile kurulacak meydanda keramet vardır. Bu meydanda “El ele El Hakka”denilerek birbirimize yar oluruz, kendine yar olan toplumu ile yar olur, toplumu ile yar olan kainata ikrar verir. Özellikle bu zor anlarda tüm Alevi sürekleri Pir ve talipleri ile Cem olmalı Dar Didar ve ikrarlaşmalıdır. Hakikat arayışında olan her sürek Hak meydanda bir araya gelmelidir.

“YOLUMUZUN PİRLERİ EZELİ VE EBEDİ TARİHTE BİRLEŞTİRDİLER”

Hak meydanında çerağ uyandırılmadan kelam söylenmez. Ana kadın eline aldığı çerağın sağına, soluna ve önüne niyaz olduktan sonra çerağı uyandırır. Sağı ezel, solu ebed önü ise yaşadığımız hali ifade eder. İçinde bulunduğumuz hali bilince çıkarmak için çerağın ziyasında ezeli görmemiz gerek. Özellikle son 30 yılda yaşadıklarınız bize neler kattı, inancımızda neler alıp götürdü geleceğimizi inşa etmemiz için bilmemiz gerekiyor. Geçmişimizi bilmezsek çerağın sağına nasıl niyaz oluruz. Geçmişimiz tarihimizdir, kimliğimizdir, varlık nedenimizdir. Yol adına bütün yaşanmışlıkları hak meydanına getirip, kayıp ve kazanımlarımızı rıza toplumu sürekleri ve rızalığıyla vicdan ve adalet terazisinden geçirerek görünür kılmalıyız. Biliyoruz ki “birimiz kırkımız kırkımız birimiz”düsturu ile binlerce yıldır Nehak zihniyete muhtaç olmadan bugüne geldik.

Yolumuzun pirleri ezeli ve ebedi tarihte birleştirdiler. İnsanlık tarihi Nehak zihniyete karşı meydan kurarak Cem olarak bugüne gelmiştir. İnsanı suret-i Haktan gören bir inancın tarihi, insanlığın tarihidir. Bundan dolayı Alevi tarihi meydan kurup, komlaşarak, zulme karşı Serdar olanların tarihidir. Yaşadığımız dem tarihi sorumlulukları omzumuza yüklemiştir, bunun yarını geç olabilir, bekle gör pozisyonuna giremeyiz. Bir an önce yola ikrar veren yola talip olan, edep erkan bilen bütün canların bir araya gelerek, meydan kurarak, Dar Didar olmalarının zamanıdır. Kutsal mekanlarımızın; dergahlarımız, nişangahlarımız, ocaklarımız yol ulularımızın manevi huzurunda bu sorumluluğu hissetmeliyiz. Kutsallarımız bizden bunu bekliyor.

“HAKKIN NURUNDA CEMAL CEMAL’E GELMELİYİZ”

“Hak aynamız, Hızır hikmetimiz,Şer’i Yezdan’direncimiz” deyip Hakkın nurunda cemal cemal’e gelmeliyiz. Yola ikrar veren serden geçen pirlerimiz, gündüz zalimin zulmünden saklanarak,gece karanlıklarında ise yol yürüyerek talibe gitmişlerdi. Tüm mesele aydınlıkta yürümek değil, keramet odur ki, karanlıkta yol yürümektir. Bütün yol ulularımız karanlık anda hak aşkı Hızır gayreti ile Alileşerek yol yürümüşlerdir. Yolda Serdar olanların tüm marifeti budur.

“MANAYI MARİFET, SIRRI HAKİKATİ BİLMEMEKTİR”

Gelin hep beraber ariflerin ve hakikatçilerin ortaya koymuş oldukları hakikaten rızalığımızı alarak yol alalım. En zor anlarda meydan kurmamızın nedeni, halk ve inanç önderlerinin ser çeşmesinde şelale olmuşların, çerağ gibi nur saçmışların, serden geçenlerin davasına olan bağlılığımızdandır. Biz Hakkı da hakikat-i de kelam söylemeyi de, edep erkanı Serdar olanların yaşamında öğrendik, bize miras kaldı, o değerlerle bugüne geldik. Bu yolun pirleri, Serdarları en zor anda bedenlerini iradelerine çerağ yaparak serden geçtikleri için Şer’i Yezdan oldular. Bundan dolayı, mağduriyetleri mazlumiyetlerin gerekçesidir. Bundandır Ali’siz yol yürünmez, meydan kurulmaz, çerağ uyanmaz. O nurdur ki Kırklar Meclisinde Muhammed Mustafa’ya Xızır aklı olmuştu. Bu mana derinliğini bilmeyenlerin Ali ismini ağızlarına almaları beyhudedir. Manayı marifet, sırrı hakikati bilmemektir.

“GELİN ÇİĞ SÖZ SÖYLEYENLERE KARŞI HEP BERABER CEM OLALIM, KUTSALLARIMIZIN DARINA DURALIM”

“Aslanı gördüm meşede/ Kırk mum yanar bir şişede/ Yedi iklim dört köşede/ Ali’yi gördüm Ali’yi”. İşte manayı marifet sırrı hakikat buradadır. Bu manaya ermeyenler, hakikat-i bilmeyenler, Ali ismini ağzına alıp manasını bozmasınlar, çiğ söz söylemesinler. Bilinmelidir ki alevilikteki her kelam,her kavram binlerce yıllık yaşanmışlıkları bünyesinde barındıran, mana yüklü deryalardır. Her söz, sazın telinde, turna avazında, Pir nefesinde hakikat-i bugüne kadar taşımıştır. Pirin nefesi binlerce yıllık bu enerjinin devamıdır. Hak meydanında “hizmet bizden nefes Pirden”sözü boşuna denilmemiştir! Gelin çiğ söz söyleyenlere karşı hep beraber gayret edip yola hizmet edelim, Pirlerimizin nefesini hak edelim, cem olalım, kutsallarımızın darına duralım.

“BU YOLDA “KULA KULLUK” EDİLMEZ, YOLA TALİPLİK EDİLİR”

Hak yol Alevi inancı binlerce yıldır her türlü Nemrudi zihniyetten uzak, deryada ısrar ederek bugüne gelmiştir. Alevi inancını zamandan ve mekandan bağımsız ele almak, ya da zaman ve mekanını değiştirmek, Hızır Paşa’nın kapısına kul olmaktır. Bilmezler mi ki bu yolda “Kula kulluk” edilmez, yola taliplik edilir. Yol yürüyenin, ikrar verenin ve ikrarında duranın, Erkan yürütenin, çerağ uyandıranındır. Ancak ve ancak talip hanesine uğrayarak pir  olunur. Yol kimseden secere istemez, yolun seceresi talibin kendisidir. Ali ismi hak meydanında, Kırklar Meclisinde, Miraçta, Xızır aklı ile yol göstererek mana kazanmıştır. Meydana gelmeyen, talibe uğramayan, mekansız, rızasız, erkansız, pirsiz, nursuz, haksız, kelamsız, bir şekilde Ali’yi Alisizleştirenlere, söyleyecek sözümüz olmalı.

Gelin hep beraber taliplerimizle, Hakk aşkı Xızır gayreti ile, hak meydanında, kutsal bir mekanda Cem olalım. Ya Hakk, Ya Xızır, ya Şah-ı Merdan, ya Ana Fatma diyelim, kutsal mekanlarınıza sığınalım, sazımız, sözümüz, avazımız, çarkı pervazımız gök kubbeye ulaşsın.

“RIZA ALINMADAN YAPILAN HER GAYRET HAKSIZLIKTIR”

Kainattaki cümle can hak meydanında rızalıkla mekan tutmuştur. Alevi inancında mekan mülk değildir, hakkın görünür olduğu meydandır. Alevi hakikat deryasında hiçbir zerre mülk değildir. Bu yolun dilini, erkanını, meydanını, sazını, avazını mülk edinenler görünürde bir Ocağa mensup olsalar da hakkın huzurunda Pir olamazlar.bilinmelidir ki kişiye değil ocağa ikrar verilmiştir. Ocaklarında rızalık almayanlar Pirlik yapamaz. Talibin varsa Pir’sin yoksa birsin. Geçmişten bugüne Hakk ve Hakikat uğrunda gayret edenlerin ağızlarında çiğ söz, midelerinde çiğ lokma geçmemiştir. Çiğ söz söyleyen, çiğ lokma yiyen, Şah-ı Merdan’ı dünyalıklarına mülk edilenlere rızalık vermeyeceğiz, meydanlarına mihman olmayacağız.

Rıza alınmadan yapılan her gayret haksızlıktır, gayretin içinde rızalık, hak aşkı, Hızır aklı yoksa, marifet sahibi olunmaz, olsa olsa Nehak zihniyete ortak olunur. Gayretlerini ister ” Meclis” ister ” Ocak”ismi ile tanımlasınlar rızasız gidilen yolun menzili NaHak zihniyete varır. Bizim nazarımızda gidilen yol hakikate götürmelidir. Gidilen yol hakikate götürmezse demi olmaz, demi olmayanın devranı olmaz, Devran yoksa kurulan meydanda Nur olmaz. Nursuz, demsiz,devransız, bir mecliste hak kelamı söylenmez, hak zuhur etmez, meydan kurulmaz. Meydan kuramayan Şah-ı Merdan’ın, Ana Fadime’nin nurundan nasibini almaz , böylelerine “cemalin nur içinde olsun”denilmez.

“SÖYLENEN SÖZ KIRK KAPI KIRK MAKAMDAN GEÇMEMİŞ PİŞMEMİŞ İSE, ÇİĞ SÖZDÜR”

Aleviliğin en güzel sözlerinden biri”yol bir sürek binbir”sözüdür. Her sürek kendi kökleri üzerinde durursa hakikati yaşatır, anlamlı olur. Farklı sürekleri Hacı Bektaş-ı Veli’ye bağlamak,tekleştirmek Hacı Bektaş-i Veli’nin kemalettine de uyumaz. Son dönemlerde Hakk adına, Xızır adına, Ali adına sarf edilen sözler, yol adına yüz kızartıcıdır. Söylenen söz kırk kapı kırk makamdan geçmemiş pişmemiş ise, çiğ sözdür. Rıza toplumu adına söylenen her söz, kurulan her meydan, toplanan her meclis ayrıştırıcı değil birleştirici olmalıdır. Bir olmak, diri olmak, iri olmak adına söylenen her söz barışı tesis etmelidir. Bu hakikaten hareket edilirse yolun sözü özü pak olandır. Sözü, aklı, zihni, dili, ruhu paklanmadan ocaklar adına söylenen her söz meydanda karşılık bulamaz. Meydan açmak, meclis kurmak ancak ve ancak, zihni pak, aklı pak, nuru pak, pür-u pak olanlarla ikrarlaşılır. Nehak zihniyete meydan açanlar, ancak ve ancak rızasız lokma yerler, mülk edinirler. Yol adına bir çağrıda bulunacaksa, bir söz söylenecekse Yunus’un dediği gibi olmalıdır: Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı/ Söz ola bal ile yağ ede ağulu aşı

“PİRLERİMİZ TOPLUMSAL HAFIZAMIZDIR, VARLIĞIMIZ, BİRLİĞİMİZ, DİRLİĞİMİZDİR”

Tarih boyunca NeHak zihniyet kutsal mekanlarınıza, Ocaklarımıza, Pirlerimize saldırmıştır. Ocaklarımız, Pirlerimiz toplumsal hafızamızdır, varlığımız, birliğimiz, dirliğimizdir. Zalimin zulmüne karşı ocaklarımıza sığınarak bugünlere geldik. Direnen inanç gerçekliğini, ocaklarımızda, Pirlerimizin gayretlerinden öğrendik. Kutsal mekanlarımız da ruhsal ve bedensel ikrarlaştık. Bundan dolayıdır ki zalim her dönem zulmünü Ocaklara ve Pirlere yöneltmiştir. Pirler serden geçtikleri için Serdar olmuşlar. Pirlerimiz idam edilmiş, sürgüne gönderilmiş, derileri yüzülmüştür ama Pir nefesi bugüne kadar susmamış hak kelamını söylemiştir.

“HAKİKAT BU COĞRAFYADA DOĞDU, BU COĞRAFYADA YOK EDİLMEYE ÇALIŞILIYOR”

Hala direnen inanç gerçekliğini ayakta tutan, zalimin zulmüne karşı hakikat-i haykıran ikrarlı talip topluluğu mevcuttur. Rêya Heq Alevi mensupları kendi mekanlarında Hakk ve hakikati canlı tutmaktadır. Nehak zihniyet ile el ele vererek bu hakikati yok etmeye çalışmaktadırlar. Hakikat bu coğrafyada doğdu, bu coğrafyada yok edilmeye çalışılıyor. Bunca zulme , baskıya, asimilasyona rağmen; ziyaretlerden, ocaklardan, nişangahlardan, kutsal mekânlardan, Pirlerin nefesinden alınan güçle Hakk meydanında çerağ uyanıyor. Bu cefaya dayanmayanlar, yolun Hınzır paşaları “Ocak evlatları”  yada ” Dede”olarak meydana çıkmaları çerağı nurlamak için değil, söndürmek içindir. Bu akıl Nehak zihniyetin aklıdır. Zamanın ve mekanın ruhuna uymayan söz söylendiğinde, söyleyene değil söyletene bakılır.

Bütün bu yaşananlara karşı “Ya Xızır”deyip çarka girmeliyiz. Vicdan ve ahlak sahibi her can zamana ve mekana karşı sorumludur. Yola ikrar veren bütün canlar tarihsel vicdana karşı sorumluluk bilincine davet ediyoruz. Gelin Hakk meydanında Pirlerimizin huzurunda dara durun. Hangi talipten, hangi ocaktan, hangi pirden rızalık aldınız, söyleyin biz de bilelim. Pirin eşiğine niyaz olunmamış ise, rızalık alınmamış ise yapılan her iş Nehak zihniyetin aklına hizmet eder.. kendilerine ” Dede”deyip rızalık almadan yola girenlerin gidecekleri yerleri Nehakın eşiği olur. Bunlar hakkın nazargahı ve mekanında yer alamazlar. İnsanlığın Gönül şehrinde kırk tane çarşı pazar vardır. Bu pazarda mal alınıp mal satılmaz. Bu pazarın terazisi güldür, gül alınır gül satılır. Çarşı pazar küllü güldür. Bu pazarda ele, bele, dile nazar edilir, gönül pazarında hezar olunur, akıl, marifet sahibi olunur.

“Akıl gel beri gel beri/ Bir gönüle nazar eyle/ Görür göz işitir kulak/ Söyler dile nazar eyle”

Nazar eğlenmesini bilmeyenler hezar eyleyemez. Kutsal olan yol ise o zaman bu geleneğin sürdürülmesi ve kutsalların ahlaki anlam deryası ile var olması için; yola ikrar veren,, taliplerin hanesine uğrayan, pirinin darına duran bütün canlara çağrımızdır.

Gelin cem olalım, yol darda ise yolcu da zordadır. Ocaklar ve Pirlerimiz yolumuzun örgütlü gücüdürler. Binlerce yıldır bu inancı bugüne getirdiler. Bütün bu yaşananlar omzumuza tarihi sorumluluklar yüklemiştir. Meydan kurup, hak kelamını söyleyip, cem olalım, birbirimizin darına duralım. Bütün Alevi süreklerinin ikrarlı Pirleri ile, talip topluluğu ile, cem de buluşalım, bir çerağ uyandıralım. Nerede bir çerağ uyandırılırsa Şer-i Yezdan orada nurdur, Xızır hazır nazırdır.

Bir olmazsak yolun hakikatini görünür kılamayız. Bir olmanın, iri olmanın, diri olmanın tam da zamanıdır. Özümüz darda, yüzümüz yerde, hak divanında, Pirlerimizin  huzurunda cem olalım. Zaman sahipsiz, mekan rızasız, mazlum çaresiz değildir.”

(HABER MERKEZİ)

Bir Cevap Yazın