‘Dersim’i yok etme politikasına karşı çıkmak her Dersimlinin görevidir’

0
148

PİRHA- Dersim İnşa Kongresi’nin de aralarında olduğu 7 kurum, Ekolojik Yıkımla Mücadele Haftası dolayısıyla yaptıkları açıklamada, Türkiye’nin her bölgesinde rant uğruna doğanın talan edildiği vurgulandı. Dersim doğasının, inancının yok edilmeye çalışıldığının vurgulandığı açıklamada, “Dersim’i yok etme politikasına karşı çıkmak her Dersimlinin görevidir. Dersimli işverenler doğayı, kutsalı, kültürü tahrip eden projelerde yer almamalıdır” denildi. 

31 Mayıs-5 Haziran Ekolojik Yıkımla Mücadele Haftası dolayısıyla Dersim İnşa Kongresi(DİK), Dersim Soykırım Karşıtı Dernek(DSKD), Xınıs Derneği(Xınıs-Der), Kormeşliler Derneği(KD)
Koçkiri Kültür Merkezi(KKM), Kürecikliler İnisiyatifi(Kİ), Karakoçan İnisiyatifi ortak yazılı bir açıklama yaparak, “Dünyada ekolojik yıkımın en üst seviyeye çıktığı, bütün canlıların yaşam alanlarının daraldığı, doğanın talan edildiği ve küresel ısınmanın arttığı bir dönemi yaşıyoruz” hatırlatmasında bulundular.

Türkiye’nin “Çevre Performans İndeksinde (EPI)”180 ülke arasında 108’nci sırada yer aldığı belirtilen açıklamada, hükümetin Marmara, Ege, Akdeniz ve Karadeniz gibi bölgeleri rant alanı haline getirdiği kaydedildi.

“KÜLTÜRÜMÜZ, TARİHİMİZ YOK EDİLMEK İSTENMEKTEDİR”

Kürdistan bölgesinin de rant alanı haline getirildiği, Kürtlerin kimliği, Alevilerin inançlarından dolayı siyasi ve askeri bir saldırıyla da karşı karşıya kaldıkları belirtilen açıklamaya şöyle devam edildi:

“Bu sistematik çok planlı saldırılara maruz kalan bölgelerimizden biri de Dersim’dir. Dersim coğrafyası Koçgiri’den Gımgım’a , Xınısa’a kadar ekolojik ve kültürel kırımla karşı karşıyadır. Özellikle son yirmi yıldır gerek devlet gerekse devlet destekli yerel işletmeciler eliyle Dersim coğrafyasına yönelik ‘yok et’ politikası yürütülmektedir. Bu politikalar Dersim’in insanına, coğrafyasına, diline, kültürüne, kutsalına yönelik kırımın günümüzde de devam ettiğini göstermektedir. Yalnızca yöntemler değişmiştir. Kimliksizleştirme politikası sistematik olarak devam etmektedir.
Amaç; Dersim’i Dersim yapan temel değerleri ortadan kaldırıp; kimliğini, inancını, doğasını, kutsal mekanlarını, kültürünü ve toplumsal belleği yok etmektir. Dersim‘in tarihle, günümüzle ve gelecekle ilişkisini kesmek istiyorlar. Gelecek kuşakları belleksiz bırakmak asıl amaçlarıdır. Dersim; doğa, itikat, kültür, tarih ve dil demektir. Bunlardan birinin yok olması Dersim’in yok edildiği anlamına gelir. Bugün sürdürülen yok etme politikasının üstünü örtmek için, ‘ekonomik kalkınma’, ‘turizm şehri’ yalanıyla maniple edilmektir. Yapılan ve yapımı planlanan baraj-HES projeleriyle, orman yangınlarıyla, taş-kum-maden ocaklarıyla, kutsal alanlarımıza inşa edilen yapılarla inancımız, kültürümüz, tarihimiz yok edilmek istenmektedir.”

Dersim’in yıkım ve talanında Dersim kimlikli insanların kullanıldığı belirtilen açıklamada, bunun devletin toplumu içerden böl, parçala, yönet politikasının bir gereği olduğu vurgulandı.

“PARA VAADİYLE DERSİM DOĞASININ KİMLİĞİNE, İNANCINA SALDIRILAR ÖRGÜTLENİYOR”

Para vaadiyle ihale vererek Dersim’in doğasına, kimliğine, inancına, diline yönelik saldırılar örgütlendiği dile getirilen açıklamada şunlar kaydedildi:

“145 maden projesinin bulunduğu Dersim’de Munzur Dağları’nın tamamı maden sahası ilan edildi. Verilen ruhsatlardan bir kısmı Munzur Gözeleri, Munzur Suyu, Mercan Vadisi, Kırk Merdiven Şelaleleri, Tülin Tepe, Tepecik ve Pulur höyüklerini ve 43 bin hektarlık alanda ilan edilen Munzur Milli Parkı’nın bir bölümünü de içine alıyor. Munzur Gözelerinde devlet destekli “Munzur Gözeleri Koruma Öncelikli Rekreasyonel Peyzaj Projesi” adı altında yapılacak yapılarla yıkım tehdidi altındadır. Kutsal Munzur Gözeleri ihalesi yapılarak yağmalanıyor. Pirimiz Seyit Rıza, Dersim temsilcilerinin bir araya geldiği ve ‘birlik sözü’ verdikleri, soykırımda binlerce inanımızın katledildiği, direnen ve teslim olmayan kadınların kendilerini uçurumdan attığı Halvori gözelerinde otel inşa edilmek isteniyor. Dervişler mekanı, Silo Qiz’ın ağıtlarının, kemanın tınılarının yükseldiği Milli köyü ise taş ocağıyla talan ediliyor. 2006 yılında açılan taş ocağı köylülerin tüm tepkisine rağmen işletilmeye devam ediyor. Yine Pülümür Vadisi maden, kum-taş ocaklarının istilası altındadır. Dersim halkına ait olan ve asırlardır ortaklaşa kullandıkları meralar, tarım arazileri ve akar sulara el konulup halka parayla geri satılmaktadır. Pulur (Ovacık) ovası bunlardan biridir.”

“DERSİM’İ YOK ETME POLİTİKASINA KARŞI ÇIKMAK HER DERSİMLİ’NİN GÖREVİDİR”

Açıklamada, “Dersim’i yok etme politikasına karşı çıkmak her Dersimlinin görevidir. Dersimli işverenler doğayı, kutsalı, kültürü tahrip eden projelerde yer almamalıdır” denilen açıklamada,  doğayı, kutsalı, kültürü koruyarak ekonomiyi destekleyecek projeler yapılması gerektiği, Dersim İnşa Kongresi ile birlikte çalışma yürüten kurumlar olarak doğanın korunması için başlatacakları kampanyalara herkes destek sunmaya davet edildi.

PİRHA/ İSTANBUL

Bir Cevap Yazın